DOLAR
9,5195
EURO
11,0904
ALTIN
546,65
BIST
1.455
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Adana
Az Bulutlu
30°C
Adana
30°C
Az Bulutlu
Cumartesi Az Bulutlu
30°C
Pazar Az Bulutlu
29°C
Pazartesi Çok Bulutlu
27°C
Salı Az Bulutlu
25°C

Gençlik Nereye Gidiyor?

Herkes bilir ki her ideolojinin, düşünce veya akımın, sistemin her zaman umutlarını gençlere bağladığı görülmüştür. Gençlerin desteklemediği hiçbir dava ve ideoloji hayatta güçlü bir varlık gösteremez.

Genç nedir? Gençlik nedir?

Genç kavramı daha ziyade ergenlik çağına girmiş bireyler için kullanılır. “Henüz yaşın genç, gencecik adamsın, dinamiksin” gibi kelimeler, büyüklerimiz tarafından 15-35 yaşlardaki insanlara hitaben kullanıldığı hep duyulmuştur. Bu yaş içerisindeki insanlar da bu kelimeleri birbirlerine karşı kullanmışlardır. Gençlik; devletlerin, milletlerin, ümmetlerin kaderlerini belirleyebilir. Gençlik, toplumların dinamik gücüdür. Gençlik olmadan hiçbir toplum bir ilerleme kaydedemez.

Bütün bunlar göz önüne alındığında gençliğin ne kadar değerli ve önemli olduğunu kavrayabiliriz.  Yine buna binaen herkes, önemini kavradığı bu gençlikten şikâyetçi. ”Gençler şöyle, gençler böyle, bizim gençliğimizde…” diye başlayan, genellikle büyüklerimizden duyduğumuz bu kelimeler günlük hayatta karşımıza çıkar. Hatta unutmamak gerek ki gençliği beğenmeyen sadece büyüklerimiz değil bizzat gençler de gençliği beğenmezler.

Peki, her ideolojinin, sistemin, liderlerin ümidini bağladığı bu önemli ve değerli gençlikten insanlar niçin bu kadar rahatsız ve şikâyetçi durumdalar?

Günümüzdeki gençlik dönemi, bireyin en toy olduğu, henüz reşit birey olamadığı kısaca bireyin en çok hata yaptığı, akli irade ile değil de daha çok duygularıyla hareket ettiği ve önüne sunulan şeylerin zehir mi yoksa şifa mı olduğunu çoğunlukla ayırt edemediği, bukalemun gibi iyi-kötü ortam fark etmeksizin kılıf uydurmakta hiç zorlanmayacağı, zehire bile kolaylıkla uyacağı tehlikeli bir dönem…

Akli iradesini fazla kullanmadığı için kendisine açılan yollardan tabii ki de duygularına hoş gelen yola yönelecektir. Yollardan bahsetmek gerekirse birisi kusursuzluğu, maneviyatı, huzuru bulunduran Allah’ın bizim için en uygun gördüğü İslam yolu da olabilir, parası, şanı, şöhreti olup da asla gerçek huzura ve mutluluğa ulaşamayan, içinde özentiliği, küfrü, şirki, sapıklığı, delaleti, her türlü ahlaksız ve boş şey barındırıp Allah’ın asla memnun olmadığı bir yol da olabilir. Tabi bu gençlik, heveslerine uyup bahsettiğim ikinci yolu tercih ediyor şu son 100 yıldır.

Yüce Allah (cc) Kur’an’ın birçok yerinde “Efele ta’kilun”(hiç akletmez, düşünmez misiniz) ,Resul (sallallahu aleyhi vesellem) de “En hayırlı genç odur ki ihtiyar gibi ölümü düşünüp gençlik heveslerine yenilmeyip ahireti için çalışandır.”(1)diye boşuna dememiş.

Buna binaen başta ebeveynler olmak üzere tüm insanlar gençliğin laubaliliğinden, vurdumduymazlığından, (terbiye ahlaka değinmiyorum bile) şikâyetçi.

Ana baba terbiyesinden yoksun, olumsuz çevreden etkilenmesi, yanlış “kankalar” edinmesi, (ki bu kankanların cinslerini belirtmeme gerek yok sanırım), en önemlisi de İslami bir hayat nizamından yoksun bulunmaları ve İslami bir eğitim alamamaları neticesinde bu gençlik ne disiplin tanır ne de ahlak, örf-anane, ne de din tanırlar.

Başına buyruk hareket eder. Bu gibi nedenlerledir ki orta ve olgun yaştakiler ile gençliğin arası genellikle açıktır.

Bu bukalemunumuzum (gençliğimizin) sigara, içki, uyuşturucu ve benzeri maddeleri kullanmaya başlama yaşlarına bir bakalım:

Mersin İl Sağlık Müdürü Doç. Dr. Mustafa Kemal Başaralı, bir çok şeyde bağımlılığının arttığını belirterek, “Mesela Madde bağımlılığına başlama yaşı sigara için 10, alkol için 11, uyuşturucu için 12’dir. 9 ile 17 yaş arası gençlerimizin yüzde 16’sı sigara, yüzde 11’i alkol, yüzde 2,9’u uyuşturucu kullanmaktadır.”(2) olduğunu belirtti.

Özellikle kendi çevremde dikkat ediyorum da, (bunları siz de çevrenizde de illaki görmüşsünüzdür), gençliğin davranışlarında gördüğüm halihazırdaki durumunu size şöyle anlatayım:

Sigara, içki vs. bu zıkkımları içenlerde (yaşı fark etmiyor) bir ağır abi olmalara, sanki hayattan çok eziyet ve acı çekmiş gibi davrandıklarına falan rastlarız. (Hâlbuki çevre ülkelerde yaşayan Müslümanların yaşantısından bi haber, eziyet çekmenin e’sini ç’sini dahi bilmeyen bir kafaya sahipler).

Ha tabi bu ağır abilik sadece sigara vesaire ile değil! İşte ne bileyim: Çukurmuş, Eşkıya dünyaya hükümdar olmazmış, Karadayıymış, Ezelmiş, Ramiz Dayıymış, Polat Alemdarmış…

Sürekli bir özentilik, sürekli Instagram’da Facebook’ta WhatsApp’ta dertli damarlı(!) sözler, Yıldız abla(!)lar, Azer Baba(!)lar… Bunlar bir kısmı tabi…

Aleyna Tilkiler, Kerimcan Durmazlar, Justen Biberler gibi iğrenç, aşağılık, rezil insanlara hayran duyup onların resimlerini telefonlarına, duvarlarına koyan, onların peşinden giden bir gençlikten inanın ki  hiç bahsetmek bile istemiyorum.

 

Gerçekten “Fe eyne tezhebün / Nereye bu gidiş?” ey gençlik! “Efela ta’kilun / Hala akletmeyecekmisiniz?” ey gençlikler!

Bu yolda kör bir şekilde giden gençliğin tabii ki ne lise ne üniversite hayatlarında ciddi bir başarıya rastlayamayız. Çünkü bu gençlik hedefsiz bir gençliktir! Çünkü bu gençlik zevklere yenik düşmüş bir gençlik.. Bu gençliğin hem de kendilerine umut beslediğimiz gençlerimizin hayatlarındaki başarı oranları nedir biliyor muyuz?

Hane halkı işgücü araştırması sonuçlarına göre; gençlerde işsizlik oranı, 2016 yılında %19,6 iken 2017 yılında %20,8 olarak gerçekleşti.

Genç erkeklerde işsizlik oranı bir önceki yıla göre 0,4 puan artarak %17,8 oldu. Ne eğitimde ne istihdamda olan gençlerin oranı 2017 yılında %24,2 oldu. Bu oran genç erkeklerde %14,6, genç kadınlarda ise %34 oldu.

Zaten kaç milyon açıkta işsiz var. Ayrıca bilimsel istatistikleri burada vermemenin daha uygun olduğunu düşünüyorum. Anlatmaya gerek yok, görüyorsunuz!(3)

Yeni maceralar, sürekli bir hengâme: sokaklar ise adeta küfür yeri, içki reyonları ise talan edilmekte…

Genç kızlar erkek arkadaşlarıyla aşk adı altında nahoş hareketlerde bulunmakta… Aynı yatağa giren o iğrenç bedenler, dünyaya bir kere geliyoruz, gençlik bir kere yaşanır diyerek koşar adımlarla cehenneme gidenler…

Televizyonlarda ise ne kadar ünlü gururlarımız(!) varsa: çıplaklar, zina ederler, kavga ederler, öldürürler, racon keserler.

Fe eyne tezhebün / Bu gidiş nereye? Her bir hareketinde riya bulunan, sürekli özenti, sürekli gösteriş peşinde koşan zavallı gençlik…

Duygularıyla hareket eden bir bukalemunun bulunduğu ortama ister istemez hemen ayak uydurması pek tabii bir şeydir.

O kahrolası ortamı oluşturan nedir peki?

Şöyle bir kafamızı kaldırıp etrafımıza dikkatlice baktığımızda gördüğümüz husus, çok çok önemli bir şeyin eksikliği, bu sorunun cevabı olacaktır diye düşünüyorum;

Eksik olan şey, Âlimleri, bilim adamlarını, mucitleri yetiştiren İslam nizamının artık hayatımızda olmayışıdır…

Hz. Aliler, Selahaddin Eyyubiler, Fatih Sultan Mehmetler, hepsi genç olmalarına rağmen niçin onlarla bir değiliz? Bizim gençliğimizle onların gençliği arasındaki temel fark nedir?

Onlara ne dokundu da Arabistan’dan Moskova’ya, Fas’tan Pekin’e Vietnam’a kadar zaferler kazandı? Biz niye hala bataklıktayken onlar hem dünyalarını hem ahiretlerini sağlamlaştırdılar?

Onlarda ne vardı da ya ben ya İstanbul’u yada İstanbul beni.. diyebildiler, ne vardı ki onlarda O gemileri yakıp İspanya ya girdiler?

Bizde eksik olan neydi ki bir genç kızımız “ya o eğlence ya da benim ölümüm..” diyerek kendimizi bataklığa düşürdük?

Tabi ki de İslam’ın yokluğudur, İslam kusursuzdur. O, Allah’ın bizim için uygun gördüğü en mükemmel dünya görüşü ve hayat nizamıdır.

Onlar, İslam’ı, onn yolunu seçerek, gençliğin heva ve hevesine uymayarak, akıllarını kullanıp düşündüklerinden Allah onlara nice zaferler nasip etti.

Onlar İslam nizamı çatısı altında yaşadıkları için kurtuluşun sadece İslam da olduğunu akledip gençlik heveslerine uymadıklarından tabi ki bizim şu anki gençliğimizden çok daha kaliteli bir gençliğe sahip oldular.

Yaşadığımız şu demokratik laiklik sistemler, tabi ki de kusurlarla dolu olduğundan sürekli gelişme göstermeye ve üzerinde sürekli reform yapmaya çalışırlar.

Çünkü Demokrasi, zavallı ve aciz bir varlıktan yani insan aklından çıkan bir dünya görüşü olduğundan dolayı kusurlu olmaya mahkûmdurlar.

Halbuki İslam öyle mi?

1400 küsur yıllık bir nizama sahip ve hiç yenilenmesi, değiştirilmesi söz konusu oldu mu? Çünkü onu gönderen kusursuz olan aciz olmayan Subhan olan Allahtır.

Demokratik, laik düzenin kültürüyle, eğitimiyle yaşamaya devam edersek gayet tabii ki gençlikteki madde bağımlılığı, ahlaksızlık, haram ilişkiler ve başarısızlık oranlarında artış aynen yine devam edecektir.

Çünkü bu sistemler, bu düzenler, bir çok zehirli yollar barındırmakta ve bizim bukalemunlarımız(gençliğimiz) tabi ki bu yola gizlenmiş olup onun bataklığa sürüklenecek, hem dünyasını hem de ahiretini kaybedecektir.

Halbu ki bu bukalemunumuz İslam yolunu seçse, kendini İslam’a uyarlasa hem dünyasında hem ahiretinde nice güzel mertebelere ulaşır.

Eğer gayemiz ve yolumuz İslam olursa, eğitimimiz İslam olursa gençliğimiz yine İslam ile o muhteşem komutan Selahaddin gibi gülmeyi eğlenceyi  bırakıp Kudüs’ü için mücadele edecektir, Akşemseddinler yeniden Mehmedul Fatih’ler yetiştirip Konstantiniyyeler fethettirecektir inşaAllah.

Evet, gençlik akli iradesini fazla kullanmadığı için yine kendisine açılan yanlış yollardan tabii ki de duygularına hoş gelen yanlış kapılara yönelecektir.

Ey gençler.. Önünüzde iki yol var:

Birisi kusursuzluğu, maneviyatı, huzuru bulunduran Allah’ın bizim için en uygun gördüğü İslam yolu, Diğeri ise, parası, şanı, şöhreti olup da asla gerçek huzura ve mutluluğa ulaşamayan, içinde özentiyi, küfrü, sirki, sapıklığı, delaleti, her türlü ahlaksız ve boş şeyleri barındıran Allah’ın asla memnun olmadığı bir yol yani cahiliye yolu..

“Fe eyne tezhebün” Gerçekten bu gidiş nereye ey gençlik… Biz akleden insanlar olarak doğru yolumuz ne olmalı buyrun tercih sizin..

Ey gençler evet kusurlu olan biziz..

Şüphesiz ki kusursuzluk Allah’a, Rasulüne ve İslam’a aittir. Rabbimiz bize bir ayetinde yalnızca İslam’a yönelmemizi buyuruyor ve sadece İslam’dan razı olacağını bildiriyor. Sakın bunu unutmayın.

İnneddîne ındallâhil islam /Allah katında din islamdır” (Ali İmran 19.ayet)

 

REKLAM ALANI
Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.