DOLAR
9,5195
EURO
11,0904
ALTIN
546,65
BIST
1.455
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Adana
Az Bulutlu
30°C
Adana
30°C
Az Bulutlu
Cumartesi Az Bulutlu
30°C
Pazar Az Bulutlu
29°C
Pazartesi Çok Bulutlu
27°C
Salı Az Bulutlu
25°C

Mehmet Göktaş

Doğruhaber Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni olarak çalışmalarını sürdüren Mehmet Göktaş 1952 yılında Kayseri Merkez Kıranardı Kasabası’nda dünyaya gelmiştir. Kayseri İmam Hatip Lisesi ardından Erzurum İslami İlimler Fakültesinden mezun olmuştur. Mezuniyetin ardından 10 yılın üzerinde farklı ilçelerde müftü olarak görev yapmış ardından görevini bırakmış ve serbest olarak çalışmaya devam etmiştir. Bir dönem Haftalık Selam Gazetesinde yazan Mehmet Göktaş’ın şu ana kadar 10’dan fazla kitabı yayınlanmıştır. 4 evladı vardır.

Allah Sadece Azgın Dalgaların Rabbi mi?

“Kara bulutlar gibi dalgalar onları kuşattığı zaman sadece Allah’a yönelip O’na yalvarırlar. Ama O onları karaya çıkarıp kurtarınca sadece bazıları itidalli kalır. Bizim ayetlerimizi çok gaddar ve çok nankör olanlardan başkası inkâr etmez.” (Lokman 32)

Bu gerçeği dile getiren birçok ayetten birisi bu. İnsanlar genellikle denizde azgın dalgalarla karşı karşıya gelince her şeyi unutur ve derhal Allah’ı hatırlar, O’na yönelir ya. Bunun bir açıklaması da şudur; “Bu denizler, bu deryalar Allah’ındır, bu fırtına, bu rüzgâr Allah’ındır, bizi yutma durumundaki şu dalgalar da Allah’ındır, dolayısıyla bizi kurtaracak olan da sadece O’dur!”

Bu pozisyonda olan herkes istisnasız Allah’a yönelir. Siz buna türbülansa kapılan uçaklardaki ve benzer durumlardaki insanları da ekleyin.

İşte bu noktada soruyoruz; Allah sadece okyanuslardaki azgın dalgaların Rabbi midir?

Allah sadece denizlerde fırtına koparan mıdır?

Denizlerle birlikte karalar da O’nun değil midir?

Denizlerdeki gibi dağlarda tepelerde, çöllerde, ormanlarda O’nun kanunları geçerli değil midir?

Bunu anlamak için illaki gemimize çarpan ve bizi batırma noktasına gelen dalgalar, heyecanlı bir şeyler mi olması gerekir?

Belki kullana kullana maalesef tepkimiz törpülenmiş ve masum bir görünüme bürünmüş olabilir ama unutmayınız ki “doğal afet” kavramı kadar kâfirce bir kavram olamaz. Bu çok sinsi ve şeytani kavrama göre kâinatta olup biten hiçbir şeyde (haşa) Allah yoktur.

Allah için söyleyin, batmakta olan gemiden kurtulanlar gibi değil mi şu corona belasını atlatanlar? Ne gelişinde ne gidişinde Allah’a hiç yer vermeyecekler. Hiç değilse gemidekiler dalgaların sarışı esnasında olsun Allah’a koşuyorlardı.

Corona bize ölümü hatırlatmalıydı, bizi ölümle tanıştırmalıydı, bugün ondan kurtulmuş olsak bile erinde geçinde yine öleceğimizi öğretmeliydi bize.

Ölümü hatırlamak aynı zamanda Allah’ı hatırlamaktır. Hiçbir felaket, ölümü ve Allah’ı unutmaktan daha kötü değildir, hiçbir hüsran da bundan daha acı olamaz.

Şu salgının bize bunu öğretmiş olması gerekirdi. Hatta bu salgından çıkarılması gereken yegâne ders de bu olmalıydı.

Bilmem ama şu ana kadar bu dersi çıkaramayanlar, rahat günlerin ucunun göründüğü, yani tehlikeli gemi yolculuğundan karaya ayak basıldığı gün ders çıkaracağını hiç zannetmiyorum.

Not: Haksöz dergisindeki “Şeytani Salgın” yazısıyla bu duygu ve düşüncelerimi tazelemeye vesile olan Ramazan Yazçiçek hocamıza teşekkürlerimi sunuyorum.

Yazarın Diğer Yazıları
REKLAM ALANI
Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.