Eski TBMM Başkanı ve Cumhurbaşkanlığı Yüksek İstişare Kurulu üyesi Bülent Arınç, katıldığı televizyon programında soruları yanıtladı. Arınç, İstanbul Sözleşmesi için “Eşcinselliği özendiren zümre İstanbul Sözleşmesi’ni dayanak yapıyor. Bu yabancı bir sözleşme. Çekince koyabilirdik. Sözleşmeye karşı olmak kadın düşmanlığı değildir” ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanlığı Yüksek İstişare Kurulu üyesi Bülent Arınç, Habertürk kanalında katıldığı programda gündeme dair konular ile soruları cevapladı.

 KOCASINI ALDATAN KADINLAR

Arınç’ın, “Henüz 2 aylık evli olup kocasını aldatmaktan zevk aldığını ikrar eden kadınların varlığını düşünmeliyiz. Araya bir filtre koymaya danışma koymaya ihtiyaç var. Eşcinselliği özendiren zümre İstanbul Sözleşmesi’ni dayanak yapıyor. Bu yabancı bir sözleşme. Çekince koyabilirdik. Sözleşmeye karşı olmak kadın düşmanlığı değildir” sözleri dikkat çekti.

Arınç, İstanbul Sözleşmesi konusunda şunları söyledi;

“KÖTÜ ÖRNEKLERİ KENARA KOYALIM”

AK Parti’nin kuruluş yıldönümüne davetliydim. Sayın Cumhurbaşkanımızın son 15-20 dakikası buna aitti. Kadın ve aile konusunda düşüncelerimiz. Mükemmel bir konuşma yaptı. Allah ondan razı olsun. Orada bazı yazarların AK Parti’yi itham eden sözlerine cevap verdi. İstanbul Sözleşmesi kadını yaşatır diyenlere anlayacak dilden cevap verdi. Ben 80 milyonun kadınımıza karşı hiçbir zaman, aradaki kötü örnekleri bir kenara koyalım, kadınımızı severiz. Annemizi, eşimizi, kızımızı severiz. Başkaların eşi, annesi, bizim eşimizdir, annemizdir. Babamı 12 yaşında kaybettim. Bizi annemiz yetiştirdi. Bu annenin ayağının altı öpülmez mi?

“SÖZLEŞME YERİNDE KALSIN”

İstanbul Sözleşmesi yerinde kalsın vs. Ama bu bir çerçeve sözleşme. Kendi başına yürürlükte değil. Bu çerçeve içerisinde eşcinselliği özendiren, LGBT diyerek sokaklara düşen, kendi varlıklarını baskı aracı olarak göstermek isteyen zümreye, onlar anayasal haklara sahipler ama bunu yeterli görmeyerek, toplumun reddettiği, hoşgörmediği birşeyi genelleştirme çabalarına kendilerine dayanak yapıyorlar.

“KADIN DÜŞMANI DİYEMEZSİNİZ”

Avrupa’nın, Amerika’nın bazı yerlerde eşcinsellik evliliği hoşgörülmüyor bazı yerlerde ise alabildiğine… Efendim dünya değişti sen de kabul et, ben etmem!

Türkiye’de kimsenin kabul edeceğini zannetmiyorum. Avrupa’nın veya materyalist düşüncenin bakış açısı farklı olabilir. Bizim beğenmediğimiz 82 anayasasında bile iki tane hüküm var, ailenin korunması, gençliğin korunması. Anayasa bu ödevi şimdi ülkeyi yönetenlere veriyor. Bu anayasanın hükümlerini uygulamak isteyen insanlara siz kadın düşmanı diyemezsiniz. Bu kanunun yürürlülük kanun diyebileceğimiz 6284 vardır, kadına şiddetin önlenmesi, ailenin korunması. Bir kanun yaptık. 2012’de tamamen değişti.

Geldiğim nokta şudur, Cumhurbaşkanımızın konuşmasıdır. Bu sözleşme İstanbul’da imzalandı, biz çekince koymamışız. Eğer bu sözleşmelerin bazı maddelerinde kaydi ihtiraziler varsa dikkate alınabilir. Ailenin korunması ve kadına şiddetin önlenmesinde aksayan yönler varsa, bu bir ekip meselesidir. Biz bunu istişare kurulunda kendi aramızda üç defa tartıştık. Yasama organı ikisinde de Türkiye’nin aile yapısını, kadına verilen değere, birtakım suistimallere yol açmayacak şekilde kendi çerçeve düzenlemesini yapabilir, bazı maddelere çekinceler koyabilir, bazı maddeleri çekebilir. Araya bir filtre, danışma, arabulucu koymaya bu beyanların doğruluğunu inceleyecek mekanizmaya ihtiyaç olduğunu düşünüyorum.”