DOLAR
13,8049
EURO
15,6032
ALTIN
790,47
BIST
1.919
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Adana
Çok Bulutlu
22°C
Adana
22°C
Çok Bulutlu
Salı Sağanak Yağışlı
21°C
Çarşamba Gök Gürültülü
15°C
Perşembe Çok Bulutlu
19°C
Cuma Parçalı Bulutlu
20°C

Mehmet Göktaş

Doğruhaber Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni olarak çalışmalarını sürdüren Mehmet Göktaş 1952 yılında Kayseri Merkez Kıranardı Kasabası’nda dünyaya gelmiştir. Kayseri İmam Hatip Lisesi ardından Erzurum İslami İlimler Fakültesinden mezun olmuştur. Mezuniyetin ardından 10 yılın üzerinde farklı ilçelerde müftü olarak görev yapmış ardından görevini bırakmış ve serbest olarak çalışmaya devam etmiştir. Bir dönem Haftalık Selam Gazetesinde yazan Mehmet Göktaş’ın şu ana kadar 10’dan fazla kitabı yayınlanmıştır. 4 evladı vardır.

Yiğitlerimizi peş peşe kaybettikçe…

Aslında ölüm bizim hiç yabancımız olmamıştır, ölüm bizim her daim gündemimizdedir, günlük derslerimizden bir derstir.

Çevremizde vuku bulan ölümlerde hep bizi görürsünüz; hastalığından itibaren ordayızdır, sonra namazını kılarız, taziyesinde bulunuruz, yakınlarına tesellide hep biz varız, kısacası biz hep ölümle beraberiz.

Lakin şu son hazan mevsimi bizi öyle bir salladı öyle bir sarstı ki, gerçekten neye uğradığımızı bilemedik.

Öleceğini aklımızın ucuna getirmediğimiz yiğitlerimizi, değerlerimizi kaybettikçe iyiden iyiye sarsıldık.

Önemli bir kısmı zindandan dışarı çıkmasını dört gözle beklediklerimizdi. Beklememiz sadece yakınlarının hasretinin bir an önce dinmesi için değildi, dışarıdaki Müslümanlar onlara muhtaçtı, onların dışardakilere verecekleri çok şeyleri vardı. Onlar Müslümanların kurmaylarıydı.

Ama unuttuğumuz bir şey vardı, bu zalim ve despot rejim onların bedenlerini mahvetmişti. İlimlerine, imanlarına, irfanlarına, sabır ve metanetlerine hiç bir şey yapamamıştı ama, böbreklerini çökertmişti, midelerini ülserle ve kanserle vurmuştu, kalplerini, ciğerlerini mahvetmişti, affedersiniz bir kısmı dışarı çıktığında baba olamayacaktı.

İşte şimdi bu vicdansız mevsimi yaşıyoruz. Zindanda can verenler verdi. Dışarı çıkanların başını sevgili Mehmed Sudan çekti, zindanda sayısız gencimize İslami icazet veren, her birini yazar ve mütercim yapan Molla Said takip etti, Mehmed Yavuz’un yokluğunu bir türlü kabullenememişken şimdi Fesih Güler’i, Mehmet Ali Tekin’i Rablerine yolcu ettik.

Daha bu arada Tatvan’dan, Şanlıurfa’dan Seyda’ları gönderdik.

Rabbimiz bu arada Türkiyeli Müslümanlara bir şeyi daha hatırlatıyor; Mısır zindanlarını, işgalci israil zindanlarını, Suud zindanlarını ve o zindanlardan her gün Hakka yürüyen âlimleri, yiğitleri asla unutmamamız gerektiğini bize hatırlatıyor.

Bizler de bir şeyle teselli oluyoruz; elhamdülillah Rabbimiz bizi unutmamış, bizimle alış veriş yapıyor, bizden can alıyor, mal alıyor ve bize cennetini satıyor.

Ya böyle bir şey yapmasaydı, bizi terk etseydi, bize bakmasaydı halimiz nice olurdu? Ne mutlu böyle bir alış veriş akdinin altına imza atanlara.

Yazarın Diğer Yazıları
REKLAM ALANI
Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.