DOLAR
8,8689
EURO
10,4740
ALTIN
499,21
BIST
1.385
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Adana
Az Bulutlu
33°C
Adana
33°C
Az Bulutlu
Pazartesi Açık
32°C
Salı Açık
32°C
Çarşamba Parçalı Bulutlu
31°C
Perşembe Parçalı Bulutlu
31°C

Mehmet Göktaş

Doğruhaber Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni olarak çalışmalarını sürdüren Mehmet Göktaş 1952 yılında Kayseri Merkez Kıranardı Kasabası’nda dünyaya gelmiştir. Kayseri İmam Hatip Lisesi ardından Erzurum İslami İlimler Fakültesinden mezun olmuştur. Mezuniyetin ardından 10 yılın üzerinde farklı ilçelerde müftü olarak görev yapmış ardından görevini bırakmış ve serbest olarak çalışmaya devam etmiştir. Bir dönem Haftalık Selam Gazetesinde yazan Mehmet Göktaş’ın şu ana kadar 10’dan fazla kitabı yayınlanmıştır. 4 evladı vardır.

Alimlerimizi kaybettikçe isyan edesim geliyor

Şu günler bazı şehitlerimizin ve bazı güzel Müslümanların vefat yıldönümleri olduğu için vefa ve hüzün duyguları içinde yaşıyoruz.

Fakat böyleyken freni patlamış bir araç gibi birden öfke ve isyanla doluveriyor insan. Sanki hüznümüz bize yetmiyormuş gibi şu salgından dolayı bir takım alim ve dava adamlarımızın hayatını kaybettikleri haberini alınca -Allah bizi affetsin- isyan edesim geliyor.

Kurban bayramı dolayısıyla Yasin Börü ve arkadaşlarının hatırasını yaşayalım, sevgili Mehmet Yavuz’umuzun hatıralarını bir daha tazeleyelim derken yeni yeni vefat haberleri almak gerçekten çok acı oluyor.

Son olarak, ömürlerini İslam davasına adayan, nefeslerini bu uğurda tüketen Tatvan’ın seydası Molla Nizamettin Yakışık ve Şanlıurfa’nın alim ve hatibi Abdülaziz Kutluay kardeşlerimizin bu salgından dolayı vefâtlarına gerçekten çok üzüldüğüm gibi öfkelendiğimi belirtmeliyim.

Ve bu arada nice güzel insanımızın testlerinin pozitif çıktığı haberinden dolayı isyan etmemek elde değil. Çünkü bütün bunlar olurken daha hâlâ uyanamıyoruz ve ihmallerimiz devam ediyor.

Salgının ilk günlerinde biraz da espri yaparak “aman ne olur ölmeyelim şu günlerde, dişimizi sıkalım canımızı vermeyelim, öleceksek şu salgın bir geçiversin, bir birimizin ne cenazesine katılabiliriz, ne doğru dürüst ağlayabiliriz…” diye hem yazmıştım ve hem de telefonlaştığımız kardeşlere söylemiştim.

Allah için birbirlerimizi koruyalım, hem kendimizi hem kardeşlerimizi düşünelim.

Bırakınız küsen küssün darılan darılsın.

Tamam, biliyoruz, Müslümanlar olarak sıcak kanlıyız, birbirimizi görmeden edemeyiz, cenazelerimizde düğünlerimizde birbirlerimizi yalnız bırakmayız…

Ama bu gün o gün değil. Bizim acımız bize yetmiyormuş gibi bir de İslam düşmanlarına, gelenek düşmanlarına fırsat veriyoruz. Salgının başlangıcında umrecilerimizi hedef tahtası yapmışlardı

 Şimdi de cenaze, düğün ve benzer toplantılarımızı ağızlarına sakız yaptılar.

Şanlıurfa’ya saldırırken, Van’a saldırırken, Diyarbakır ve Gaziantep’e saldırırken bu dindar şehirlerimizin şahsında aynı zamanda İslam’a saldırıyorlar.

Kendilerinin pastırma istifi gibi yığıldıkları sahilleri plajları, oralardan bulaşacak salgınları gizliyorlar.

Kısacası Allah için bir birimize bu anlamda sahip çıkalım ve koruyalım.

Yazarın Diğer Yazıları
REKLAM ALANI
Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.