DOLAR
8,8689
EURO
10,4740
ALTIN
499,21
BIST
1.385
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Adana
Az Bulutlu
33°C
Adana
33°C
Az Bulutlu
Pazartesi Açık
32°C
Salı Açık
32°C
Çarşamba Parçalı Bulutlu
31°C
Perşembe Parçalı Bulutlu
31°C

Yusuf Kaplan

1964 yılında Şarkışla'da doğdu. İlk, orta ve lise öğrenimini Kayseri'de tamamladı. 1986 yılında Dokuz Eylül Üniversitesi, Güzel Sanatlar Fakültesi, Sahne ve Görüntü Sanatları Bölümü, Sinema-TV Ana Sanat Dalından mezun oldu. Üniversite öğreniminden sonra İngiltere' ye gitti (1989 yılında M.E.B.'dan master+doktora" yapmak üzere burs kazanarak). 1991 yılında East Angila Üniversitesi'nde "Story-Telling and Myth-Making Medium: Television" adlı master tezi hazırladı. 1992 yılının Nisan ayında Londra Üniversitesi ve Middlesex Polytechnic'te Dr. Roy Armes'ın danışmanlığında doktara yaptı.

Hilâfet mi, süpergüç mü?

Hilâfet, İslâmî bir kurum. Müslümanların birliğini teminat altına alan; bölgesel ve küresel meselelerini hâl yoluna koyması beklenen; Müslümanların hür iradelerinin eseri ulus-üstü bir şemsiye oluşum.

Sadece siyasî değil, idarî, iktisadî, kültürel, entelektüel, zaman zaman akîdevî boyutlar kazanan çok yönlü, çok katmanlı, çok fonksiyonlu bir kurum hilâfet.

Malın, aklın, dinin, neslin, canın maksimum ölçekte emniyet altına alınabildiği, korunabildiği darülislamın (islamyurdu’nun) hâkim olduğu bir yerde hilâfet hükmünü icra edebilir.

İSLÂM DÜNYASININ KÖLE OLDUĞU BİR SÜREÇTE KURULACAK BİR HİLÂFET EMPERYALİSTLERİN KÖLESİ OLUR!

Darülislam olmayan yerde hilâfet olmaz. Darülislam, islamyurdu’dur ama sadece Müslümanların yaşadığı bir yer değildir. Darülislam, İslâm’ın kükümran olduğu yerdir ve sadece Müslümanlar için değil, İslâm’ın dışındaki dinlere, düşüncelere, felsefelere inanan insanlar için de barışın, hukukun ve adaletin söz konusu olduğu bir dünyadır.

Hilâfetin, Müslümanların ve diğer inançların müntesiplerinin coğrafya ötesi bölgesel ve küresel haklarını koruyan, teminat altına alan İslâm tarihinde iki önemli örneği var: Birincisi, Asr-ı Saadet; ikincisi de Osmanlı hilâfeti.

Darülislam olmayan yerde hilâfet uygulanamaz. Tekrar ediyorum, İslâm’ın hükümran olduğu, dolayısıyla Müslümanların hür ve bağımsız oldukları, kendi hür iradeleriyle kendi kaderlerine özgürce karar verebildikleri yer İslam yurdudur ve ancak orada hilâfet hayata geçirilebilir.

İki asırdır darülislam işgal altında; zihnen ve fiilen köle İslâm dünyası.

Emperyalistler, açık sömürgecilik döneminde olduğu gibi kendileri işgal etmiyor İslâm dünyasını. Adamları, uyduları ile uzaktan kontrol ediyor, kaynaklarını tepe tepe sömürüyorlar. Kitleleri de zihnen köleleştiriyorlar. İslâm dünyasında, dünyanın her yerinde olduğu gibi, kitlelerin zihni işgal altında; seküler Batı kültürünün gönüllü köleleriyiz bütün insanlık olarak.

İslâm dünyasının fiilen ve zihnen hür olmadığı, köle olduğu bir ortamda, hilâfet ilan edilebilir mi?

Böyle bir hilâfeti kim, hangi güç, aktör, ne adına ilan edecek? Bütün Müslümanları bağlayacak bir hilafet olacak mı bu? Olabilir mi?

İslâm dünyasının iki asırdır zihnen ve fiilen köle olduğu bir zaman diliminde ilan edilecek bir hilâfet emperyalistlerin kölesi olabilir olsa olsa.

İslâm dünyasındaki bu tür oluşumlara bakmak bunu görmek için kâfîdir: İslâm İşbirliği Teşkilatı nedir meselâ? Küresel güçlerin kölesidir, değil mi? Hilâfet girişiminin bir ön-çabası gibi düşündüğünüzde, İslâm dünyasının birliğini, dirliğini, bütünleşmesini sağlayacak kararlar alması gereken bir kurumun, hiçbir büyük işe öncülük etmemesi, edememesi, güdümlü bir oluşum olduğunun göstergesi değil midir?

Bu şartlarda kurulacak bir hilâfetin de emperyalist güçlerin güdümünün dışına çıkacağını düşünmek için ya salak ya da asalak olmak gerekiyor galiba.

Elbette ki, İslâm dünyasının birliği, Müslümanların hedefidir. Bunun için herkes üzerine düşen görevi yerine getirmekle mükelleftir.

İslâm dünyasının hür ve bağımsız olmadığı bir zaman diliminde hilâfet emperyalistlerin İslâm dünyasını daha kolayca gütmelerinin sözümona meşrû aracına dönüşecektir.

Burada, son olarak, hilâfet projesinin İngilizlerin projesi olduğunu, İslâm dünyasındaki bazı tipleri, oluşumları kullandıklarını bilelim, diyorum.

İSLÂM DÜNYASININ SÜPERGÜCE İHTİYACI VAR

Ve şunu söylüyorum: İslâm dünyasının geçiş sürecinde hilâfete değil süpergüce ihtiyacı var.

İslâm dünyasının gerçek anlamda bağımsızlığına kavuşmasını sağlayacak bir medeniyet atılımının temelleri de süpergüç bir ülkenin tarihî derinliği, entelektüel zenginliği ve geleceğe emin adımlarla yürümesini sağlayacak köklü özgüveni ile atılabilir ancak.

Süpergüç bir aktör, aldığı kararların kendi sınırlarını aşacak bir etki ve uygulama alanı olduğunu bilecek, İslâm dünyasının lideri konumunu tabiî olarak deruhte edeceği için de, İslâm dünyasının birleşmesine doğru gidecek zihnî, fiilî, rûhî yolculuklara öncülük edecek kurucu ve koruyucu aktör olarak işlev görecektir.

Yazarın Diğer Yazıları
REKLAM ALANI
Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.