DOLAR
8,8635
EURO
10,3574
ALTIN
496,22
BIST
1.393
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Adana
Parçalı Bulutlu
32°C
Adana
32°C
Parçalı Bulutlu
Çarşamba Parçalı Bulutlu
31°C
Perşembe Parçalı Bulutlu
33°C
Cuma Az Bulutlu
34°C
Cumartesi Az Bulutlu
34°C

Ahmet Taşgetiren

Ahmet Taşgetiren, 1948 senesinde Kahramanmaraş'ta dünyaya geldi. Kahramanmaraş İmam Hatip Lisesi'nden 1965 senesinde mezun olan Taşgetiren, İstanbul Yüksek İslam Enstitüsü'nden ise 1970'te mezun oldu. Makaleleri Yeniden Milli Mücadele, Pınar, Türk Edebiyatı dergilerinde yayınlandı. Ardından Bayrak, Tercüman ve Zaman gazetelerinde köşe yazarlığı yaptı. 10 sene boyunca baş yazarlık yaptığı Yeni Şafak gazetesi bir yazısını yayınlamadığı için istifa etti.

İyi insan-Müslüman

Allah insanı yarattı. İnsanı, içinde iyiliğe de kötülüğe de yöneliş potansiyeli bulunan bir varlık olarak yarattı.

Bunu insanın sınav alanı olarak belirledi. Sonuçta “iyi insan olmamız”ı istedi. 

Bildirdiği ölçüler, iyi insan ölçüleridir. “Müslüman” o iyi ölçülerle inşa edilecek kişiliğin adıdır. 

İslam inancı, ilk insandan itibaren ilahi kaynaktan gelen “iyi insan ölçüleri”ni İslam’ın ölçüleri olarak kabul eder. Peygamberler de İslam’ın peygamberidir. Hazreti Muhammed (s.a.v.), “Hatem’ünnebiyyîn – Peygamberlerin sonuncusu”dur. Apayrı bir halka değildir. Hilkat (yaratılış) hamurundan “İyi İnsan – Müslüman” inşa etme misyonu insanla birlikte var olan bir misyondur. 

Bir insana “Müslüman” denilmesi, eğer bir alana girme anlamına geliyorsa, onun o alan içinde kendini “İyi insan” olarak inşa edeceği ümidini getirdiği içindir. Evet, Müslüman oluş, bir yola giriş iradesidir. Ama bir boyacı küpüne batırılıp çıkarılma işi değildir. Bir emeğe, gayrete soyunuştur. 
Kur’an bunu “İmanın kalplere nüfuzu” diye tanımlar. (Hucurat, 14) Yani kendinizi yoğuracak, yoğuracak ve Müslümanlık iradesi bir kalp kıvamı haline gelecek; yolculuk, zor yolculuk, “iyi insan” olma yolculuğu budur. 

Hazreti Peygamber bir kişinin yaptığı işe bakıyor ve ona “Hasüne isl^ümuhu – Müslümanlığı güzel oldu” diyor. Yani önümüze “Müslüman”dan öte “Güzel Müslüman” diye bir kişilik tipi koyuyor. 

Bir söz var, benim çok hoşuma giden, “İnsanlığımız kadar Müslümanız” şeklinde. Şöyle söyleyebiliriz: İnsanlığımız azala azala Müslümanlığımız çoğalmaz. Müslümanlığımız insanlığımıza yeni güzel boyutlar kata kata daha emek verilmiş Müslümanlık haline gelir. 

Şu söylenebilir: Müslümanlık zaten en iyi insanlık demektir. O zaman Müslüman dediğimizde de ayrıca iyi insan diye bir şeyin altını çizmeye ne gerek var? 

Keşke böyle “İyi insan – Müslüman” denklemini kişiliklerimizde somutlaştırabilmiş olsaydık da, insanlık, “Müslüman” dendiğinde hiç tereddüt etmeden “iyi insan”ı hatırlayabilseydi. 

Kur’an’da İslam ümmeti ile ilgili iki ayet dikkat çekici: Biri şöyle: “Siz, insanlar için ortaya çıkarılmış en hayırlı ümmetsiniz. İyiliği emredersiniz, kötülükten alıkoyarsınız ve Allah’a inanırsınız.” (Al-i İmran, 110) 

Diğeri de şu şekilde: “İçinizden öyle bir topluluk (ümmet) bulunmalı ki, hayra çağırsın, iyiliği teşvik etsin, kötülükten sakındırsın. İşte onlar kurtuluşa erenlerin tâ kendileridir.” (Âl-i İmran, 104) 

İlk ayet, “Siz şöyle bir ümmetsiniz” diyor, o ümmetin “hayırlı” vasfını öne çıkarıyor, ikinci ayet ise öyle bir ümmet – topluluk oluşturulması gerektiğine işaret ediyor. Her iki ayette “hayra çağırmak, iyiliğe öncülük etmek, kötülükten sakındırmak” karakter özelliği olarak zikrediliyor.

Bayramlarımız, kurbanlarımız, Müslümanın “iyilik insanı” olmasının görünür iklimlerinden birisi. Diyelim Afrika’da kurbanlarımız kesiliyor ve tebessümü unutmuş insanlara iyilik ve sevinç taşıyoruz. 
İşte böyle, yılda bir değil, her an – bütün zamanlarda tüm insanlığa iyilik halinde bulunmak, duygularımızın – davranışlarımızın başka türlüsü beklenmeyecek çapta iyiliğe ayarlı olması bizim şiarımız olmalıdır. Mücadele ederken bile en güzel olanı bulma yükümlülüğü vardır Müslümanın… (Nahl suresi, 125) 

Şunu söyleyeyim: Bizim insanlık planında işleyegeldiğimiz kusurlarımız yüzünden “Müslüman” imajının yara almaması gerekir. 

O zaman kendimize bakmak, içimize – dışımıza bakmak ve “iyi insan” ile aramızdaki “mesafe”yi görmek, bunun aynı zamanda “Müslümanlığımızın kalitesi – azlığı – çokluğu” ile ilgili olduğunu akılda tutmak gerekiyor. 

Bayramınız mübarek olsun. Her anınız iyiliklerle dolu olsun. 

Yazarın Diğer Yazıları
REKLAM ALANI
Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.