DOLAR
8,8868
EURO
10,3833
ALTIN
497,10
BIST
1.380
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Adana
Parçalı Bulutlu
32°C
Adana
32°C
Parçalı Bulutlu
Çarşamba Parçalı Bulutlu
31°C
Perşembe Parçalı Bulutlu
33°C
Cuma Az Bulutlu
34°C
Cumartesi Az Bulutlu
34°C

Mehmet Göktaş

Doğruhaber Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni olarak çalışmalarını sürdüren Mehmet Göktaş 1952 yılında Kayseri Merkez Kıranardı Kasabası’nda dünyaya gelmiştir. Kayseri İmam Hatip Lisesi ardından Erzurum İslami İlimler Fakültesinden mezun olmuştur. Mezuniyetin ardından 10 yılın üzerinde farklı ilçelerde müftü olarak görev yapmış ardından görevini bırakmış ve serbest olarak çalışmaya devam etmiştir. Bir dönem Haftalık Selam Gazetesinde yazan Mehmet Göktaş’ın şu ana kadar 10’dan fazla kitabı yayınlanmıştır. 4 evladı vardır.

Türkiye Allah ile barışmak istiyorsa… Veya Hilafeti konuşmak

“Büyük Türkiye” olma düşüncesi son zamanlarda bu ülke insanının gündemine iyice oturmuş durumda.

Biz Müslümanlar olarak büyüklüğü izzetle, aziz olmakla ifade ederiz. İzzet ise tamamen Aziz olan Allah’ın katındadır. “Kim izzet istiyorsa bilmelidir ki izzet tamamen Allah’a aittir…”(35/10)

Özellikle bundan önce Allah’ın Dini ile aziz olmuş bir millet için bu konu bittecrübe sabittir, uzun uzun izaha hiç gerek yok, çok nettir.

“Türkiye Allah ile barışmak istiyorsa” sözümüzün devamı olsa gerek öyle değil mi? Yani şu anda, insanlarının tamamını söz konusu etmesek de bir asra yakındır bu devlet Allah Teala’yı gazaba getiren bir pozisyondadır. Çünkü bu devlet O’nu bırakmış veya geri plana atmış, dayatılan bir dine, bir puta boyun eğmiştir.

Son yazılarımda ısrarla dile getirdiğim gibi bu ülkede Allah’ı gazaba getiren en büyük cürüm ve cinayet Kemalist tapınmadır. Hem sadece belirli sınırlar içindeki Türkiye için değil, çok büyük bir coğrafya için böyledir.

Dolayısıyla “Büyük Türkiye”nin önündeki en büyük engel Resmi ideoloji tapınmasıdır.

Gelelim Hilafet konusuna. Her ne kadar birileri Ayasofya’dan sonra acaba gündemde Hilafet mi var dese de biz o düşünceyle değil “Büyük Türkiye”nin pratikteki anlamının Hilafetten başka bir şey olmadığı içindir.

Evet, müsaadenizle bundan sonra biraz da Hilafeti konuşalım.

Öncelikle bu konuda hamaseti bir tarafa bırakalım. “Hilafetin bayrağı nerede yere düşmüşse yine oradan kalkacağı” düşüncesine hiç katılmıyorum. Zira Allah (c.c.) asla bir ulusa mahkum ve mecbur değildir. Hem söyleyin; Hilafetin sancağı nerede düşmüştür de bir daha aynı yerden ayağa kalkmıştır, Şam’dan mı, Bağdat’tan mı, Endülüs’ten mi?

Biz Hilafetin Türkiye’de ayağa kalkmasını istiyorsak bu hamasi düşünceden değil, şu anda fiili olarak zaten bu görevi yapmakta olduğu için, yani Ümmetin ve mazlumların gözünü çevirdiği içindir. Veya şöyle söyleyelim; ister beğenin ister beğenmeyin şu anda fiili olarak Hilafet merkezi konumundadır.

Ve bunun önündeki yegâne pranga, dayatılan Kemalist İdeolojidir.

Ve yine unutmayalım ki Kürtlerin dahil olmadığı bir Hilafet muhaldir. Zaten bu birlikteliği Kemalizm bozmuştur. Kemalist ideolojinin kalktığı an Allah’ın izniyle bu büyük coğrafya bir birini kucaklayacaktır.

Bir daha tekrar edelim; bunu bize devlet dayatmıştır, kaldıracak olan da devlettir.

Türkiye devleti bu prangayı çözemeyecekse, bundan sonraki yoluna Müslüman olmayan Türk kökenli bir Bulgaristan bir Macaristan, bir Moldovya olarak devam etmeye hazır olsun.

Yazarın Diğer Yazıları
REKLAM ALANI
Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.