DOLAR
8,8689
EURO
10,4740
ALTIN
499,21
BIST
1.385
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Adana
Az Bulutlu
33°C
Adana
33°C
Az Bulutlu
Pazartesi Açık
32°C
Salı Açık
32°C
Çarşamba Parçalı Bulutlu
31°C
Perşembe Parçalı Bulutlu
31°C

Abdurrahman Dilipak

Abdurrahman Dilipak, 1949 yılında Osmaniye’nin Düziçi ilçesine bağlı Haruniye’de dünyaya geldi. Babasının adı Ali Rıza, annesinin adı Fatma Pakize’dir. Dilipak, 1969 yılında Konya İmam-Hatip lisesini tamamladı. Güzel Sanatlar Akademisine girmek için resim dersleri alsa da İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Arap ve Fars Filolojisi bölümüne girdi. Burada 2 yıl okuduktan sonra İstanbul Ticari İlimler Akademisi Gazetecilik Halkla İlişkiler Yüksek Okuluna kaydoldu ve 1980 yılında mezun oldu.

15 Temmuz’un yıldönümü

“Mor beyin”den sonra “Ankesörlü telefon skandalı” filan diye konuşuyorduk, sonunda infaz yasası ile zaten içerdekilerin büyük kısmı artık dışarıda.. Oysa daha bu işin, dış bağlantıları, siyaset, bürokrasi, Media, iş dünyası ile ilgili ayağına sıra gelmeden bu iş bitti. Her şey 15 Temmuz’la sınırlı kaldı. 15 Temmuz başarılı olsa idi, bir yerlere gelecek adamlar ise, o gün ortada görünmedikleri için bugün hâlâ itibarlı konumlarda, mevkilerdeler. Onlara dokunan da yok. Hatta onlar kendilerine dokunanlara, dokunma ihtimali olanlara zarar veriyorlar.

FETÖ davası “Hukuk” açısından bugün artık içinden çıkılmaz bir hale geldi.. Zaten başından beri yolunda gitmeyen bir şeyler vardı. Ciddi bir altyapı kurulamadı. Ve gelinen noktada ise, “emsal olarak Yargıtay ve İstinaf kararları çerçevesinde bu davalar sonucunda içeride kimse kalmayabilir” derken, Korona geldi, infaz yasasında değişiklik yapıldı ve hapishaneler boşaldı..

Zaten bu yargılama böyle devam etseydi de bu iş adil bir iş olmayacaktı.

Kime ne söyleyeceksin! TSK’daki “FETÖ yapılanmasını” tespitte en önemli delil olarak takdim edilen ankesörden aranma kayıtları ile ilgili iddialar tam bir komedi. Düşünsenize olmayan ankesörlü telefondan mükerrer dinleme kaydı var ve bu iddia ile birtakım kişiler tutuklanıyor. TELEKOM kayıtlarında olmayan ankesörden yapılan konuşmadan dolayı bir subay 9 ay hapis yatıyor, tahliye ediliyor ama, tutuksuz yargılanması sürüyor.. Peki bu işlerin sorumlusu kim? Yapanın yanına kâr mı kalacak! Bu kişi ADD üyesi imiş. Onlardan burs almış, 15 Temmuz’a da katılmamış. Müyesser Yıldız’ın yazdığına göre “Ancak Ekim 2018’de ankesörden gözaltına alınır ve tutuklanır. İddia, 2014-2015 yıllarında toplam 17 kez ankesörlü/kontörlü telefondan arandığıdır.”

Daha önce başka bir komedi daha yaşanmıştı. ByLock’ta sütunların kayması sonucu gerçek kullanıcılar karışmış ve tabii sonunda suçsuz insanlar suçlanmış.

Bunlar basit, sıradan, tekil olaylar değil. Bulanık suda balık avlamak isteyenler olabilir. Varsa bunları bulup çıkarmak da devletin görevi değil mi?

Aradan bunca zaman geçti, hâlâ açılmayan davalar var. FETÖ’nün siyasi ayağına ilişkin ucuz polemiklerle zaman kaybediliyor. F. Gülen bu işler olurken kıs kıs gülüyordur herhalde. Bu işin dış ayağı da çözülmedi. Darbe başarılı olsaydı, kim nerede ne göreve getirilecekti, ya da kimler gözaltına alınacaktı, bunlarla ilgili bilgiler nerede..

Bugüne kadar hiçbir darbe kemal-i ciddiyetle soruşturulamadı. Soruşturma bir yere geliyor, orada birtakım muteber adamların kapısına geliyorsunuz, orada duruyorsunuz. Bugün de değişen bir şey yok. Birilerinin eli-ayağı boş değil ama tuttukları bir iş de yok.

Emekli bir polis anlatıyor, fiziki takip, dinleme yapıyorsunuz, tam adrese ulaştık diyorsunuz. Bir telefon soruşturma durduruluyor. Sizi başka bir göreve veriyorlar. Bir başka grub gecesini gündüzüne katıyor, bir yere geliyor, aaa, bir de bakıyorsunuz sizin koruduğunuzu sandığınız kişilerin iş ortakları, aile bağları olan birilerine ulaşıyorsunuz, kimi kime raporlayacaksınız. Rapor gönderiyorsun, adresine ulaşmadan şüpheli şahsın adamları gelip seni yerinden ediyorlar. Direnecek olursan sen FETÖ’cü oluyorsun. Sanık oluyorsun.

AK Parti dışarıda düşman ararken, içindeki AKP’lileri ıskaladı. AK Parti’nin başka düşmana ihtiyacı yok, içindekiler kendi işini bitirmeleri için yeter de artar bile.

FETÖ’cüler, konumlarını korumalarının ötesinde giderek etkinliklerini artırıyorlar. Bunu göz göre göre yapıyorlar. Dahası kendilerinden olmayanların kritik görevlere gelmelerini engelledikleri gibi, birilerine mobing uygulayarak taciz edebiliyorlar. Geçen gün bunlardan, etkin pişmanlıktan yararlanan biri anlattı. Biz ne kadar safmışız. Biri selam verip gelince hemen sahipleniliyor ve kısa sürede vakıfta yükselip, yönetici seviyesine gelebiliyor. Bunların zekasından çok bizden birilerinin ahmaklığı anlamına gelen örnekler söz konusu. Feraset sahibi biri aynı delikten iki kez ısırılır mı? Selam verip gelen birine hemen kapıyı kapatmayalım ama, birkaç sohbetten sonra yukarıya çıkması bu kadar kolay mı olmalı.. FETÖ, Kalkancı, Adnan Oktar ve daha bir sürü örnek..

Bu 15 Temmuz’da, darbeyi anmak için düzenlenecek toplantıların düzenleme komitesinde bu isimler yer alırsa hiç şaşmam..

Fetullahçı Terör Örgütü’ne mensup olduğu gerekçesiyle hakkında dava açılan ve etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanan eski vergi müfettişi Z.K, örgüt evinde kaldığı sırada kendisi ve arkadaşlarının, evden sorumlu ‘’mahrem abi”nin talimat doğrultusunda bir partiye nasıl sızdıkları, nasıl görev aldıkları ve yaptıkları faaliyetlere ilişkin detaylı bilgi verdi. Bu sadece bir parti ile sınırlı değil. 

Peki şimdi ne durumdayız? Doğrusu bu konuda çok iyi durumda olduğumuzu söyleyemem. Benim ve dostlarımın anlamakta zorluk çektikleri atamalar oluyor. Bir yandan da eleştirdiklerimize giderek daha çok benziyoruz.

Böyle giderse, gelecek günler geçen günleri aratabilir. Halkın verdiği kredi çabuk tüketildi. Belediyelerde ve Meclisteki durum ortada. Görelim Mevlam neyler.. Selâm ve dua ile.

Yazarın Diğer Yazıları
REKLAM ALANI
Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.