DOLAR
8,8689
EURO
10,4740
ALTIN
499,21
BIST
1.385
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Adana
Az Bulutlu
33°C
Adana
33°C
Az Bulutlu
Pazartesi Açık
32°C
Salı Açık
32°C
Çarşamba Parçalı Bulutlu
31°C
Perşembe Parçalı Bulutlu
31°C

Abdulaziz Kıranşal

1978 Kars doğumludur. İstanbul Kağıthane İmam hatip lisesi ve Çukurova Üniversitesi İlahiyat Fakültesi mezunudur. Aynı Üniversitenin İlahiyat Fakültesi Tefsir ana bilim dalında yüksek lisansını tamamladı. Halen aynı alanda akademik ve ilmi çalışmalarına devam etmektedir. Ahlak ve Maneviyat Risalesi, İslam Davetçilerine Dersler, Sosyal Medya İlmihali, Son Okçular Tepesi Evimiz Ailemiz, Müslüman Gençlere ve İslami Solun Müfessiri isimli kitapları bulunmaktadır. Yazıları Özgün Düşünce, İlayda, ve Tezkire gibi dergilerde yayınlanmaktadır. Milli Gençlik Vakfında üniversite başkanlığı ve orta öğretim başkanlığı gibi bir çok kademede görev yaptı. Ehli Sünnet Alimler birliği ve Müslüman alimler Birliğinde aktif görev aldı. Anadolu Gençlik Adana Şubesi bünyesinde DAİM Davet ve İslami ilimler Araştırmaları merkezinin kuruculuğunu yaptı. Halen Anadolu Gençlik Derneği & Milli Gençlik Vakfı Genel Merkez Danışma Kurulu Başkanlığı ve Milli Gazetede köşe yazarlığı yapmaktadır. Aynı zamanda Davet ve İslami İlimler Merkezinde Tefsir, Hadis ve Davet dersleri vermektedir. Evli ve iki çocuk babasıdır.

Aile Hayatınızı ve Çocuklarınızı Sosyal Medyaya Servis Etmeyin!

“İnsanı çıldırtan her bir gözden Allah’ın tam kelimeleriyle (Allah’a) sığınırım” (İbn Mâce) diyerek nazar edebilecek zararlı bakışlardan Allah’a sığınan bir Peygamberin ümmeti olarak nazar edilebilecek neyimiz varsa itinayla fotoğraflayıp sosyal medyaya servis eden bir ümmet haline geldik. Peygamber Efendimizin (s.a.s) bile Allah’a sığındığı zararlı bakışlardan korumamız gereken her ne varsa üç beş beğeni uğruna kendi ellerimizle sosyal medyaya bırakıyoruz.

Hiçbir zaruret olmadığı halde yeni doğmuş bebeklerimizden, mutlu mesut aile fotoğraflarımıza, düğün ve nişan fotoğraflarımızdan yeni aldığımız evlerimize, arabalarımıza, elbiselerimize kadar, insanların hayranlıkla bakıp, kıskanabilecekleri, haset edebilecekleri, nazar edebilecekleri bütün fotoğraflarımızı internette pervasızca paylaşan bir topluma dönüştük.

Özellikle hiçbir gerekçe olmadan keyfi olarak çocuklarının fotoğraflarını sürekli sosyal medyaya servis eden anne ve babalar evlatlarını her türlü zararlı bakışın tesirine terk ettiklerini unutmamalıdırlar. Efendimizin (s.a.s.) huzuruna Cafer b. Ebi Talib’in iki çocuğu getirilince Efendimiz (s.a.s.) onları büyüten dadılarına: “Bu çocuklar niçin bu kadar zayıf” diye sordu. Dadıları: “Ey Allah’ın Rasûlü! Nazardan çok çabuk etkileniyorlar” deyince Rasûlullah (s.a.s.) şöyle buyurdu: “Bunlar için okuyunuz. Çünkü herhangi bir şey eğer kaderi geride bırakacak olsaydı, nazar onu geri bırakır, geçerdi” buyurdular. (Muvatta)

Hz. Yakup’un güçlü ve gösterişli on bir oğlunun, Mısır’a gidecekleri zaman on bir kişinin tek bir adamın çocukları olduklarından dolayı onlara nazar değeceğinden korkan bir baba şefkatiyle, “Ey oğullarım! Hepiniz (Mısır’a) bir kapıdan girmeyin. Ayrı ayrı kapılardan girin. Bununla beraber Allah’tan size gelecek hiçbir şeyi sizden geri çeviremem. Hüküm ancak Allah’ındır.” (Yusuf 12/67) diyerek onları zararlı bakışlardan korumak istemesi, günümüzde evlatlarının, kalabalık ve mutlu ailelerinin fotoğraflarını sürekli sosyal medyaya servis eden Müslüman anne/babalar ve aileler için ibretlik dersler içermektedir. (Kurtubi)

“Araplardan bir kimse iki ya da üç gün hiçbir şey yemeksizin durur, sonra da çadırın yan tarafına kaldırılır, önünden develer ya da koyunlar geçince: Ben bundan daha güzel deve ya da koyun görmüş değilim, derdi. Aradan fazla geçmeden hemen onlardan bir kaçı ölü olarak yere yıkılıverirdi.” (Kurtubi) Kalem Suresi’nin 51. ayetinde, “Neredeyse seni gözleriyle devireceklerdi” bölümünün nüzul sebebiyle ilgili tefsir kaynaklarımızda anlatılan bu hadise, nazarın  ne derece tehlikeli olduğuna dair oldukça ciddi bir örnektir. Sırf gösteriş yapmak, muhatabını etkilemek ya da gündem olup birkaç beğeni alabilmek adına insanların heves edip gözlerini alamayacağı eşyalarını, evlerini, arabalarını, fotoğraflayıp sosyal medyaya servis edenler, aslında nazarla gelebilecek musibetleri kendi elleriyle çağırdıklarının farkında bile değildirler.

Amir bin Rebia adındaki bir sahabi yakışıklı ve beyaz tenli birisi olan Sehl b. Huneyf’e bakıp,  “Ben bunun gibi bir adam görmedim” deyince Sehl’i şiddetli bir karın ağrısı tutmuştu. Durumdan haberdar olan Efendimizin (s.a.s), “Sizden bir kimse ne diye kardeşini öldürmeye kalkışıyor? Niçin bârekallah demiyor? Şüphesiz nazar haktır” (Tirmizi) buyurarak yaptığı uyarı, herhangi bir zaruret olmadığı halde sosyal medyaya fotoğraf servis ederken bir kez daha düşünmemizi gerektiren önemli bir uyarıdır.

Yazarın Diğer Yazıları
REKLAM ALANI
Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.