DOLAR
13,7194
EURO
15,5684
ALTIN
786,58
BIST
1.910
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Adana
Çok Bulutlu
20°C
Adana
20°C
Çok Bulutlu
Pazar Parçalı Bulutlu
20°C
Pazartesi Parçalı Bulutlu
21°C
Salı Parçalı Bulutlu
21°C
Çarşamba Sağanak Yağışlı
19°C

Abdullah İmamoğlu

1981 yılında dünyaya gelen ilahiyatçı, yazar Abdullah İmamoğlu Hollanda doğumludur. Baba tarafından aslen Karaman, Yollarbaşı Kasabası nüfusuna bağlı, İmamoğulları olarak tanınan ailenin mensubudur. Babası İmam Hatip okuması için 1993 senesinde Türkiye’ye göndermiştir. Türkiye’ye döndükten sonra Konya Sami Ramazanoğlu Anadolu İmam Hatip Lisesi’nin Ortaokul ve Lise kısımlarından başarı ile mezun olmuş daha sonra iki sene Rotterdam İslâm Üniversitesi’nde eğitim görmüş ve kaydını dondurmuş, Rotterdam Zadkin Meslek Yüksek Okulu Optisyenlik Bölümüne yazılmış ve 2005 senesinde Optisyenlik diplomasını alarak mezun olmuştur. Ardından İslam Üniversitesi’ne devam eden İmamoğlu, 2007 senesinde, Sünnet’in İslam Hukukunda Delil Oluşunun Değeri isimli tezini hazırlamış ve Rotterdam İslâm Üniversitesi Hadis Bölümü’nden mezun olmuştur. 2012 senesinde Türkiye’ye kesin dönüş yaparak, Türkiye’nin yanı sıra Hollanda’da bir çok konferansa konuşmacı olarak katılmıştır. 2014 senesinde Köklü Değişim Dergisi’nde Abdullah İmamoğlu ile Tefsir-ul Furkan ismi ile tefsir dersleri vermeye başlayan İmamoğlu, günümüzde her Perşembe günü, saat 20.30’da yoğun katılım ile sohbetlerini sürmektedir. İyi derecede Flamanca ve İngilizce bilen Abdullah İmamoğlu hoca, evlidir ve bu evliliğinden, bir erkek, iki’de kız evladı vardır.

ÇOBAN YATMAZSA SÜRÜYE KURT GİRMEZ!

Cumhurbaşkanı Erdoğan kabine toplantısı sonrası yaptığı açıklamada eşcinsellikle alakalı şunları söyledi: “Buradan milletimin tüm fertlerini Rabbimizin yasakladığı her türlü sapkınlığı sergileyenlere karşı dikkatli olmaya, tavır almaya davet ediyorum.”

Ey İktidar Sahipleri!

Bu açıklamaları duyan da ülkeyi yaklaşık yirmi yıldır AKP yani siz değil de uzaydan birileri yönetiyor zanneder.

Yıllardır bu toplumun duygularını “İslâmi söylemlerinizle” istismar ettiğiniz yetmedi şimdi de aleni bir şekilde akıllarıyla alay etmeye mi geldi sıra?

Yasalar ile eşcinsellerin haklarını koruyan siz…

Kanunlarla her türlü fuhşiyata geçit veren yine siz…

Hiç utanmadan halkı bizzat sizin çıkardığınız yasalardan beslenen fuhşiyata karşı tavır almaya davet eden de siz…

Günahın yaygınlaşmasını sağlayan siz, üzerlerine dikte edilen yasalara rağmen Müslümanları günahtan kurtulmaya/arınmaya davet eden de siz…

Bu nasıl bir anlayıştır? Bu nasıl bir aymazlıktır? Bu nasıl bir izandır?

Allah’ın şu ayetine muhatap olmaktan hiç mi korkmadınız?

يَٓا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا لِمَ تَقُولُونَ مَا لَا تَفْعَلُونَ  كَبُرَ مَقْتاً عِنْدَ اللّٰهِ اَنْ تَقُولُوا مَا لَا تَفْعَلُونَ

“Ey iman edenler! Niçin yapmayacağınız şeyleri söylüyorsunuz? Yapmayacağınız şeyleri söylemeniz Allah katında gazaba uğratan bir davranıştır.” [Saf 2-3]

Siz iktidarınız boyunca bir taraftan “ya Allah, bismillah” sözleriyle Müslüman halkın gönlünü okşadınız diğer taraftan şeytana hizmet eden yasa ve kanunlarla da eşcinsellerin ve bilumum haramların yaygınlaşmasını garantilediniz!

Siz haktan yana tavır alın, halkın tavır almasını istemenize hakkınız olsun… Ama nerdee!

Siz yaklaşık yirmi yıldır Müslüman halkı kurda kuşa yem ettiniz, haktan yana, İslâm adına bir tavır almadınız. Bilakis Müslümanları Batı hadaratının kucağına terk ettiniz!

Mesul olduğunuz hâlde sahip çıkmadınız halkınıza ve halkın İslâmi değerlerine… Ve böylece Rasulullah’ın şu sözüne muhalif hareket etmiş oldunuz:

الإِمَامُ رَاعٍ وَمَسْؤولٌ عَنْ رَعِيَّتِه

“İmam/yönetici çobandır ve tebaasından sorumludur.”[Buhari]

Çoban Yatmazsa Sürüye Kurt Girmez

Ancak sözde değil özde yönetici olsaydınız tebaanızın dünya ve ahiretini düşünürdünüz. Tebaanızın ahiret endişesi sizin uykularınızı kaçırırdı. Sürüme zeval gelmesin diye gözünüze uyku girmezdi.  

Ey iktidar sahipleri! İbret alırsınız ümidiyle; hani Müslümanların gönlünü okşamak adına sık sık dilinizi ıslattığınız ama uygulamalarınızda hiçbir yansımasını göremediğimiz Râşid Halife Hz. Ömer var ya, ondan hakiki yöneticilik namına bir örnek paylaşmak istiyorum…

“Abdullah b. Bureyd şöyle diyor: Ömer, sokakta gezdiği bir gece, kapalı bir kapının ardından bir kadının yüksek sesle şöyle dediğini duydu: İçebileceğim bir şarap veya beni Nasr b. Haccac’a kavuşturacak bir yol var mı?

Ertesi günü Nasr b. Haccac’ı huzuruna çağırtan Ömer, onun çok yakışıklı ve güzel simaya sahip bir genç olduğunu gördü. Ömer, (yakışıklılığının halk için fitneye ve günaha sebebiyet vereceği endişesinden dolayı) onun saçının kısaltılmasını emretti. Saçları kısaltılınca alnı açığa çıkan Nasr, daha da yakışıklı oldu. Ömer, başını tamamen tıraş etmesini emretti. Saçının tümünü tıraş ettirince yakışıklılığı daha da bir arttı. Hz. Ömer en sonunda onu Basra’ya sürgün etti.

Hz. Ömer RadiyAllahu Anh tebaasının hayrını düşünerek ve buna dayanarak, fiziken yakışıklı olan Nasr b. Haccac’ı, kadınların fitneye düşmemeleri için Basra’ya sürgün edince, Nasr, Hz. Ömer’e:  Benim günahım ne? diye sorar. Hz. Ömer:  Senin bir suçun yok. Hicret yurdunu senden temizlemediğim için suç benimdir, cevabını vermiştir.

Nasr’ın annesi, Hz. Ömer’e gelip şöyle der:  Ey Emirel müminin! Yarın Allah’ın huzurunda senden davacı olacağım. Senin oğulların Asım ve Abdullah yanında yatıyorlar. Oğlum Nasr ile benim aramda ise uzun yollar, ıssız çöller ve büyük dağlar var. Hz. Ömer, kadına:  Asım ve Abdullah’a duvarlar arkasından kadınlar meyledip ah çekmiyor, diyerek cevap verir ve Nasr’ın Medine’ye dönmesine müsaade etmeyeceğini, çünkü onun kadınlar için fitne unsuru olduğunu söyler.” [Serahsi, el-Mebsut,  9/45; İbn Sad, Tabakat, 3/205]

İşte tebaasının ahiretini düşünen, Allah’tan korkan lider! İşte özde yönetici!

Peki, siz söyleyin kardeşlerim, tebaasının günaha düşmesi endişesiyle mubahı sürgüne gönderen midir hakiki lider yoksa tebaasını haramlarla, günahlarla dolu bir hayata mahkûm eden mi?

Allah için siz söyleyin!

Kaynak: Çoban Yatmazsa Sürüye Kurt Girmez!

Yazarın Diğer Yazıları
REKLAM ALANI
Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.