Site Rengi

SON DAKİKA
Yargıtay kanser hastası Ayşe Özdoğan cezasını onayladı: Hapse gönderilecek!
Hukukçu Ersan Şen’den zorbalık: Asker zoruyla eve girip aşı yapılsın, ya da hapse atılsın!
Sedat Peker’den Süleyman Soylu ve Veyis Ateş hakkında yeni iddialar
Yem ve saman fiyatlarının yüzde yüz artması besicileri kara kara düşündürüyor
İhvan-ı Müslimin liderlerinin de aralarında bulunduğu 12 kişi hakkındaki idam cezası onandı
Borsa günü düşüşle tamamladı
Altın fiyatları tepetaklak! Kritik gün çarşamba.. İşte uzmanların yorumları
İran Cumhurbaşkanı Ruhani: Nükleer gücümüz nükleer silah için değil
Emine Erdoğan Brüksel’de Maarif Vakfının istişare toplantısına katıldı
Polonya Dışişleri Bakanı Rau: ‘NATO ve Avrupa’nın Türk müttefiklerine ihtiyacı var’
Stoltenberg’den çok önemli Türkiye açıklaması! ‘Kilit rol oynuyor’
Biden görüşmesi öncesi Putin’den kritik açıklama
Kritik görüşme sonrası Biden’dan ilk açıklama! ‘Çok iyi bir görüşme yaptık’
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Miçotakis ve Macron görüşmelerinin detaylarını açıkladı
Macron, Cumhurbaşkanı Erdoğan ile yaptığı görüşmenin yatıştırıcı bir iklimde geçtiğini belirtti
İçişleri duyurdu: Bitlis’te bir terörist etkisiz hale getirildi
Cumhurbaşkanı Eroğan’dan ABD Başkanı Biden ile görüşme öncesi net mesajlar: ABD sözleşmeye uymadı, F-35’lere el koydu..
AK Parti Genel Başkan Vekili Kurtulmuş: Türkiye’siz NATO’nun düşünülmesi mümkün değil
Meteoroloji uzmanından korkutan sözler! ‘Müsilaj kâbusu daha da artabilir’
Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan NATO zirvesinde ‘istikrar’ mesajı
Müsilaj Komisyonu üyeleri bu hafta belirlenecek
Bir yıl görev yapan Emlakbank Genel Müdürü’ne 694 bin TL tazminat
SEDAT PEKER ve 2023 seçimleri
SEDAT PEKER ve 2023 seçimleri
Paşinyan: Azerbaycan’a mayın tarlalarının haritasının tamamını vermedik
DOLAR
EURO
ALTIN
BIST
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 22°C
Gök Gürültülü

Büyük gözaltı dünyası

Ahmet Taşgetiren
Ahmet Taşgetiren, 1948 senesinde Kahramanmaraş'ta dünyaya geldi. Kahramanmaraş İmam Hatip Lisesi'nden 1965 senesinde mezun olan Taşgetiren, İstanbul Yüksek İslam Enstitüsü'nden ise 1970'te mezun oldu. Makaleleri Yeniden Milli Mücadele, Pınar, Türk Edebiyatı dergilerinde yayınlandı. Ardından Bayrak, Tercüman ve Zaman gazetelerinde köşe yazarlığı yaptı. 10 sene boyunca baş yazarlık yaptığı Yeni Şafak gazetesi bir yazısını yayınlamadığı için istifa etti.
11.04.2020
49
A+
A-

“Kaçınılmaz” geleceğe doğru gidiyoruz. “Büyük gözaltı”na doğru. Adım adım “Hayat zaruretleri” gerekçesi ile özel hayatımızdan bir bölümünü kamusal denetime snuyoruz. Kaçınılmaz mı, evet kaçınılmaz. 

Ne diyeceksiniz mesela Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’nın bildirdiği “Pozitifliyi takip uygulaması”na? Ne olacak? Testiniz pozitif çıktığında telefonunuza bir uygulama indirilecek ve “Artık evde kalın, takiptesiniz, denilecek. Evden çıktığınızda uyarılacaksınız. Temas kurduğunuz herkes takip edilecek. Potansiyel riskli muamelesine tabi tutulacak.” 

Salgın var, salgını önlemek lazım. Bunun için normal uyarılar işe yaramıyor. İnsanlar sokağa çıkma yasağını ihlal ediyorlar. O zaman da salgını kontrol imkânı kalmıyor. Öyleyse işi sıkılaştıralım. Elektronik gelişmeler de buna imkân veriyor. Bir tür gözaltı uygulamasına geçelim. 

Kim ne diyebilir? Son derece masum değil mi? 

Şimdilik bizde testi pozitif çıkanlar için uygulanacak bu yöntem. Çin ise daha ileri gitmiş, herkesi takibe almış. Sokaklara da 2 milyon mobese kamerası yerleştirmiş. Bir merkez bir adamın bütün hayatını takip edebiliyor. 

O da koronavirüs gerekçesiyle meşrulaşmış gözüküyor. 

Hoş Çin için gerekçe gerekmiyor. Devlet iradesi her durumun gerekçesi zaten.

***

Bir yerden bakıldığında hayat dijitalleşmiş. Onsuz olmaz hale gelmiş. Cep telefonu kullanılamadığında nasıl bir sağırlaşma yaşandığını biliyoruz. Sokağa çıkma yasağında görüntülü görüşme imkanlarına sığınıyoruz. “Nesnelerin interneti” nerede ise her şeyi dijital teknoloji ile buluşturuyor ve hayata katıyor. Robotla dünyanın öbür ucunda ameliyat yapılıyor, elektronik ortamda trilyonluk anlaşmalara imza atılıyor, kredi kartları herkesin cebinde, “sanallık” hükümferma. 
Bir terör yapılanmasını bilmem kaç bin metre yukardan gözetleyebiliyor, vurabiliyorsunuz. Bir suç şebekesini kullanılan telefondan, kredi kartından, bilgisayardan takip edip ders-dest edebiliyorsunuz. 

ARA REKLAM ALANI

Kaçınılmaz, kaçınılmaz, kaçınılmaz.

***

Ama bütün bunlar riskleri de beraberinde getiriyor. Bir kere “siber saldırı” gerçeği var, “siber güvenlik” zarureti var. Yani devletler, büyük – küçük şirketler, bilgilerinin ele geçirilmesi ve aleyhlerine kullanılması gibi bir tehlikeyi biliyor, ona karşı tedbir almaya çalışıyorlar. Bu açıdan neredeyse devletler ve şirketler için “Gizlilik” kalmamış gibi. Dinleme cihazları devletlerin aile mahremine bile girebiliyor.  

Devletlerin aile mahremiyetine girilebiliyorsa, kişilerin hiçbir mahrem alanının kalmadığı söylenebilir. Adeta her adımda iz bırakıyorsunuz. Kredi kartı kullandın, telefon ettin, araca bindin, bilgisayarı açtın, televizyon izledin… Sen televizyona bakıyorsun televizyon sana… Google, facebook, twitter, whatsapp yazılara, konuşmalara giren bilgileri emiyor, taşıyor belli depolara.

Suçlu korksun, suçsuzun kaygıya kapılmasına ne gerek var, diye sorulabilir. 

İş o kadar basit değil. Bilgilerin kim tarafından nasıl kullanılacağı sorusu en hayati soru. 
Kimi zaman kendi devletin sorun olabilir, kimi zaman başka devletler, örgütler… 

Kendi devletin, evet.  Toplumlar öyle canavar kadroların eline geçmiş devletlerle yönetilmişlerdir zaman zaman. Onun için anayasalara “haberleşmenin gizliliği, mahrem alana saygı” gibi kurallar konulmuştur. Anayasalarda o kuralların bulunduğu ülkelerde bile “Uzun kulak”ların “Büyük göz”lerin mahrem alana girmesi, hatta bunun için yargının bile kullanılıyor olması olağandır. 

Adım adım oraya doğru gidiyor insanoğlu. Deyim yerindeyse elimiz mahkûm. Ben ülkemin Çin gibi, sistemin de insanın bütün mahremiyet alanlarına girmesini meşrulaştıran zihniyette olmasını istemem. 

Çare ne peki?

Öncelikle insan haklarının öncelendiği bir sistem. Bunu korumak üzere etkin bir kuvvetler ayrılığı. Farklı üniteleri birbirini denetleyen bir devlet yapısı. Bilgiyi kötüye kullanana ağır yaptırımlar. 

Kötüye kullanılması halinde istisnasız bütün dünyayı siber felakete sürükleyecek olan bu gidişin, mesela teröre karşı işbirliği gibi, kurala bağlanması için küresel bir disiplin oluşturulması. “Teröre karşı işbirliği” alanında bile çifte standartlar olduğu bilindiğine göre siber güvenlik alanında işbirliği de kolay değil, bunu biliyoruz. Ama mesela şu salgın, kimi durumlarda dünyada sığınılacak yer kalmayabileceğini gözler önüne seriyor. Küresel felakete yatırım yapanlar, anlaşılmalı ki, kendi mahvoluşlarını da hazırlarlar. 
O zaman bütün masumiyeti ile hayatımızın kılcal damarlarına giren dijital imkanın canavara dönüşmemesinin çarelerini de aramak gerekiyor. 

REKLAM ALANI
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.