Site Rengi

DOLAR 7,8952
EURO 9,3038
ALTIN 483,96
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 19°C
Çok Bulutlu

Yiğitliğin onda dokuzu kaçmaktır, biri de…

Mehmet Göktaş
Doğruhaber Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni olarak çalışmalarını sürdüren Mehmet Göktaş 1952 yılında Kayseri Merkez Kıranardı Kasabası’nda dünyaya gelmiştir. Kayseri İmam Hatip Lisesi ardından Erzurum İslami İlimler Fakültesinden mezun olmuştur. Mezuniyetin ardından 10 yılın üzerinde farklı ilçelerde müftü olarak görev yapmış ardından görevini bırakmış ve serbest olarak çalışmaya devam etmiştir. Bir dönem Haftalık Selam Gazetesinde yazan Mehmet Göktaş’ın şu ana kadar 10’dan fazla kitabı yayınlanmıştır. 4 evladı vardır.
08.04.2020
A+
A-

Bizim buralarda böyle söylenir; Yiğitliğin onda dokuzu kaçmak, biri de hiç görünmemektir.

Özellikle gençleri bir takım belalardan uzak tutmak, öfkelerine hakim olmalarını sağlamak, gereksiz yere kavgaya gürültüye girmelerini önlemek, bu arada yiğitliğinden de bir şey kaybetmeyeceği hususunda teselli etme babında söylenmiş olmalı.

ARA REKLAM ALANI

Güzel bir söz. Tam da korona belası karşısında yapılabilecek yegâne şeyi söylüyor; kaçmak, kaçmak, kaçmak, bir de hiç görünmemek.

Peki, kaçmaktan başka bir şey yapılmayacak mı? O beni ilgilendirmez, ben bana ve benim gibi olanlara sesleniyorum; kaçın hatta hiç görünmeyin!

Başkaları da kendine düşeni yapacak; devlet devletliğini yapacak, yardım kuruluşları koşuşturacak, tıp dünyası çareler için çırpınacak.

Fakat ben gözümü aşıya dikemem, umudumu yeni bulunacak ilaçlara bağlayamam. Benim açımdan o iş birazcık Nasreddin Hocanın çalı hikayesine benzer. Hani, Hocanın alacaklısı gelmiş, artık borcunu vermesi için çıkışmış, Hoca adamı biraz sakinleştirdikten sonra; “Bak efendi, kapının önüne epeyce çalı diktim, onlar büyüyecek, oradan gelip geçen koyunların yünleri o çalılara takılacak, ben de onları toplayıp hanıma vereceğim, o da yünleri eğirip ip yapacak sonra çorap vs örecek ben de pazara götürüp satacağım ve sana olan borcumu ödeyeceğim, der. Adam bir kahkaha atıverir. Hocamız da hemen lafı gediğine yerleştirir; “Peşin parayı duydun da gülersin öyle değil mi?” der.

İlim adamlarımızın çalışmalarını küçümsemiyorum. Fakat şu anda bizim gibi insanların acilen ne yapması gerektiğini izah etmeye çalışıyorum.

Ânın Vacibi diye bir şey vardır, şu anda hangi insana düşen vacibi konuşuyoruz, o da kaçmaktır.

Yiğitlikle girmiştik ya söze, insanlar yiğitliği genellikle başkalarına fedakârlık babında yaparlar, birilerini kurtarma adına kendilerini ortaya koyarak yiğitliklerini sergilemiş olurlar.

Bugün koronadan kaçmak suretiyle kendimizden ziyade belki nicelerini kurtarmış oluyoruz öyle değil mi?

Demem odur ki haydin yiğitliğimizi gösterelim ve kaçalım, hatta hiç görünmeyelim.

REKLAM ALANI
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.