Site Rengi

DOLAR 7,9535
EURO 9,3921
ALTIN 487,23
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 23°C
Az Bulutlu

Fatihayı okurken tek bir harfin mu’cize olduğunu bildim ve gördüm

Fatihayı okurken tek bir harfin mu’cize olduğunu bildim ve gördüm
REKLAM ALANI
02.04.2020
A+
A-

Fatihayı okurken tek bir harfin mu’cize olduğunu bildim ve gördüm

Günün Risale-i Nur dersi

Bismillahirrahmanirrahim

BEŞİNCİ KELİME

ARA REKLAM ALANI

اِيَّاكَ نَعْبُدُ وَاِيَّاكَ نَسْتَعِينُ 1 dir. Bundaki hüccete işaretten evvel hakikatli bir seyahat-ı hayâliyeyi Yirmi Dokuzuncu Mektubun izahına binaen kısaca beyan etmek kalbe geldi. Şöyle ki:

Bir zaman, Kur’ân’ın mu’cizelerini ararken, Risale-i Nur’da, hususan İşarâtü’l-İ’câz tefsir-i Nurîde ve Rumuz-u Semaniye’de beyanları gibi, Sûre-i Fethin âhirindeki âyette dört beş mu’cize ve ihbar-ı gaybîyi, hattâ اَلْيَوْمَ نُنَجِّيكَ بِبَدَنِكَ 2 cümlesinde bir tarihî mu’cizeyi, hattâ çok kelimelerinde müteaddit i’caz lem’alarını ve bazı harflerinde mu’cizâne nükteleri bulduğum bir zamanda, namazda Fâtihayı okurken نَعْبُدُ ..نَسْتَعِينُ 3 deki ن un bir mu’cizesini bana bildirmek için bir sual kalbime geldi:

Neden اَعْبُدُ ..اَسْتَعِينُ yani, “Ben ibadet ve istiâne ederim” denilmedi, nun-u mütekellim-i maalgayr ile, yani, “Biz sana ibadet ve istiâne ederiz” demiş?

Birden, o ن kapısıyla bir seyahat-ı hayaliye meydanı açıldı; namazdaki cemaatın azîm sırrını ve büyük menfaatini ve bu tek harf bir mu’cize olduğunu şuhud derecesinde bildim ve gördüm. Şöyle ki:

Ben, o zaman İstanbul’da Bayezid Camiinde namaz kılarken, اِيَّاكَ نَعْبُدُ وَاِيَّاكَ نَسْتَعِينُ 4 dedim. Baktım, o camideki cemaat, benim gibi diyerek bu dâvâma ve اِهْدِنَا 5 daki duama tamamen iştirak edip tasdik ettikleri zamanda, bir perde daha açıldı. Gördüm ki, İstanbul’un bütün mescidleri büyük bir Bayezid hükmüne geçtiler. Aynen benim gibi اِيَّاكَ نَعْبُدُ وَاِيَّاكَ نَسْتَعِينُ deyip benim dâvâlarıma ve dualarıma imza basıyorlar, âmin diyorlar. Ve bana bir nevi şefaatçi suretini almaları içinde, hayalime bir perde daha açıldı.

Gördüm ki, âlem-i İslâm, büyük bir mescid suretini aldı. Mekke, Kâbe mihrab hükmüne geçti. Bütün namaz kılan Müslümanların safları, dairevî bir tarzda o kudsî mihraba teveccüh ederek, benim gibi اِيَّاكَ نَعْبُدُ وَاِيَّاكَ نَسْتَعِينُ  اِهْدِنَا  deyip, herbiri umum namına hem dua, hem dâvâ, hem tasdik eder, hem onları kendine şefaatçi yapar. Hem, “bu kadar azîm bir cemaatin yolu, dâvâsı yanlış olamaz ve duası reddedilmez; şeytanî vesveseleri tard eder” diye düşünürken ve namazda cemaatin büyük menfaatlerini bilmüşahede tasdik ederken, bir perde daha açıldı.

Gördüm ki, kâinat bir cami-i ekber ve bütün mahlûkat tâifeleri bir salât-ı kübrâda, cemaatle, herbiri kendine mahsus bir ibadetle ve hal diliyle bir nevi namaz kılıyorlar gibi, Mâbud-u Zülcelâlin muhit rububiyetine karşı çok geniş bir ubudiyetle mukabele için herbiri umumun şehadetlerini ve tevhidlerini tasdik eder ki, aynı neticeyi ispat tarzında vaziyet alıyorlar diye müşahede ederken, birden bir perde daha açıldı.

Gördüm ki, nasıl bir insan-ı ekber olan kâinat, lisan-ı hal ve çok eczaları, istidat ve ihtiyac-ı fıtrî lisanıyla ve zîşuur mevcudatları, lisan-ı kàl ile اِيَّاكَ نَعْبُدُ وَاِيَّاكَ نَسْتَعِينُ diyorlar ve Hâlıkının merhametkârâne rububiyetine karşı ubudiyetlerini gösteriyorlar; aynen öyle de, birer küçücük kâinat hükmünde o cemaat-ı uzmâda herbir arkadaşımın cesedi gibi benim cesedimdeki zerreler ve kuvveler ve duygularım dahi Hâlıkının rububiyetine karşı itaat ve ihtiyaçlarının lisan-ı haliyle اِيَّاكَ نَعْبُدُ وَاِيَّاكَ نَسْتَعِينُ diyerek emir ve irade-i İlâhiyeye göre hareket ettiklerini ve her anda Hâlıklarının inayetine ve rahmetine ve yardımına muhtaç olduklarını gösteriyorlar gördüm. Hem namazdaki cemaatin kudsî sırrını, hem ن ‘un güzel mu’cizesini hayretle müşahede edip, ن kapısıyla girdiğim gibi çıktım, “Elhamdü lillâh” dedim. اِيَّاكَ نَعْبُدُ وَاِيَّاكَ نَسْتَعِينُ  cümlesini, o üç cemaatin ve o büyük ve küçücük arkadaşlarım hesabına da söylemeye alıştım.

Dipnot-1: “Ancak Sana kulluk eder, ancak Senden yardım isteriz.” Fâtiha Sûresi, 1:5.
Dipnot-2: “Bugün senin cesedini kurtaracağız.” Yûnus Sûresi, 10:92.
Dipnot-3: “(Yalnız Sana) ibadet ederiz ve (yalnız Senden) yardım isteriz.” Fâtiha Sûresi, 1:5.
Dipnot-4: “Ancak Sana ibadet eder, ancak Senden yardım isteriz.” Fâtiha Sûresi, 1:5.
Dipnot-5: “Bizi (doğru yola) ilet.” Fâtiha Sûresi, 1:6.

Bediüzzaman Said Nursi
Şualar

Kaynak: Fatihayı okurken tek bir harfin mu’cize olduğunu bildim ve gördüm

REKLAM ALANI
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.