Site Rengi

SON DAKİKA
Kapitalizmin Dünyayı Sürüklediği Uçurum : 82 Milyon Mülteci
Berkin Elvan davasında karar çıktı
Muharrem İnce: Gelin, istediğiniz televizyon kanalında tartışalım
TBMM Başkanlığı, RTÜK’te üyelik kontenjanı hesaplamasına dair çıkan haberleri yalanladı
Son dakika deprem haberi: Muğla açıklarında deprem!
HDP il binasındaki saldırıda öldürülen Deniz Poyraz için cenaze töreni düzenlendi
Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan yerli füze Atmaca paylaşımı! ‘Hedefini tam isabetle vurmayı başardı’
Köklü Değişim Adana’dan Panele Davet
MERSİN’DE 1 TON KOKAİN YAKALANDI
İhvan liderlerinden Muhammed Biltaci’nin idam cezası onandı
Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Büyükelçi Tanju Bilgiç’ten MED-7 ortak bildirisine cevap
Cumhurbaşkanı Erdoğan, ‘D-8 ile Yeni Bir Dünya’ temalı uluslararası zirvenin açılışına mesaj gönderdi
Aydın’ın Kuşadası ilçesi açıklarında deprem!
Cumhurbaşkanı Aliyev, Haluk Bayraktar’a Karabağ Nişanı verdi
Danıştay Üyesi İrfan Eroğlu hayatını kaybetti
Bakan Gül: ‘Mesleğini ifa eden avukata saldırıyı, yargı ve adalete saldırı kabul ediyoruz’
İş çıkışı hastanelere akın ettiler! Aşıya ilgi yoğun
Yargıtay kanser hastası Ayşe Özdoğan cezasını onayladı: Hapse gönderilecek!
Hukukçu Ersan Şen’den zorbalık: Asker zoruyla eve girip aşı yapılsın, ya da hapse atılsın!
Sedat Peker’den Süleyman Soylu ve Veyis Ateş hakkında yeni iddialar
Yem ve saman fiyatlarının yüzde yüz artması besicileri kara kara düşündürüyor
İhvan-ı Müslimin liderlerinin de aralarında bulunduğu 12 kişi hakkındaki idam cezası onandı
Borsa günü düşüşle tamamladı
Altın fiyatları tepetaklak! Kritik gün çarşamba.. İşte uzmanların yorumları
İran Cumhurbaşkanı Ruhani: Nükleer gücümüz nükleer silah için değil
DOLAR
EURO
ALTIN
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 27°C
Gök Gürültülü

Kader, rızık, ecel ve korona

Abdurrahman Dilipak
Abdurrahman Dilipak, 1949 yılında Osmaniye’nin Düziçi ilçesine bağlı Haruniye’de dünyaya geldi. Babasının adı Ali Rıza, annesinin adı Fatma Pakize’dir. Dilipak, 1969 yılında Konya İmam-Hatip lisesini tamamladı. Güzel Sanatlar Akademisine girmek için resim dersleri alsa da İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Arap ve Fars Filolojisi bölümüne girdi. Burada 2 yıl okuduktan sonra İstanbul Ticari İlimler Akademisi Gazetecilik Halkla İlişkiler Yüksek Okuluna kaydoldu ve 1980 yılında mezun oldu.
26.03.2020
71
A+
A-

Bu dünya hayatında her şey bir imtinadır. Hayır ya da şer, her şey Allah’tan gelir ve olan her şey bir kaderdir. Herkesin bir rızgı ve bir eceli vardır. Hiç kimse ecelinden önce ya da sonra ölmeyecek ve hiç kimse rızgından az ya da çok yemeyecek! O zaman ne gam! Tedbir takdire mani değildir, fakat tedbir bizim sorumluluğumuzdur. Yoksa Allah takdirinin esbabını da kendi yaratır. İnsanoğlu bazan kaçtığımızı sandığımız şeye doğru koşar. Bize hayır gibi gelen şeylerde Allah “şer”, “şer” gibi gelen şeylerde “Hayır” murat etmiş olabilir. “Bu dünyada tartışıp durduğumuz şeylerin hakikatinin biz gösterileceği bir gün” var. Ve herkese yaptıklarının ve yapmaları gerekirken yapmadıklarının, söylediklerinin ve söylemeleri gerekirken söylemediklerinin kendilerine gösterildiği bir gün!

Bazı şeyleri, sürekli roman okuyan, sürekli dizi film seyreden “akletme”yi akılcılık zanneden, her şeyi sebeb-sonuç ilişkisi ile açıklamaya çalışan, Aklı putlaştıran rasyonalist, determinist, egosantrik anlamda, “rıza”ya dayalı “manevi fayda”yı hesaba katmayan, seküler anlamda pragmatik bir nesil yetiştirdiler. Eğitimin, siyasetin dili, iktisadın dili, medianın dili bu. Bu materyalist bir dil. Bu labirentin sonu maddedicilik’tir. Oradan da kapitalizme, komünizme, liberalizme ve faşizme aralanan bir kapıya ulaşırsınız. Orada Allah yoktur. Varsa da dünyayı yaratmış, kurallar koymuş sonra da ya unutmuş, ya uyumuş ya da başka işlerle uğraşmaktadır. Bıkmış da olabilir. “Ne haliniz varsa görün” demektedir. Haşa! Biz böyle bir Allah’a inanmıyoruz. O mitolojilerdeki Tanrı anlayışıdır. Ve bugün toplum modern bir şirk toplumuna dönüşmektedir giderek. Din bu anlamda Marks’ın da içinde yaşadığı toplumda Pagan geleneğin yeniden yapılandırılmış şekli olan kiliseye bakıp, dinin zonklayan vicdanları teskin etmek için kullanılan bir “afyon” olduğunu söylemiştir; ki Marks yaşarken “afyon” ağrı kesici ve teskin edici olarak kullanılan bir “ilâç”tı.

Biz, gören, duyan, bilen, hüküm sahibi, “ol” deyince olduran, “öl” deyince öldüren, kadere, rızga ve ecele hükmeden bir Allah’a inanıyoruz.

Eğitim sistemi, birilerinin “Tanrıyı kıyamete zorlaması” gibi biz de Tanrıyı başarıya zorlayan bir eğitim sistemi geliştirdik. İktidarlar da bunu yapmaya aday. Promete gibi onlar Tanrının elinden bilgiyi ve ekmeği çalıp halka verecektir. Bu bir “Yahudi aklıdır”. Tanrısı ile güreşecek ve Tanrı yenilmez olduğu halde, yarattığı insanın zekasını görüp, yenilmeyi kabul edip yarattığı insanı başarı ile ödüllendirecekti. Bu rayından çıkmış, sentetik bir ahlaka indirgenmiş, ahlak yerine ikame edilmeye çalışılan “Değerler eğitimi” denilen, din, gelenek, siyasetle sentezlenmiş, başarıya odaklanmış bir anlayışla yetiştirilen gençlik, formatlanan zihinleri ile hakikate giderek uzaklaşmaktadır. Onun için kurgulanmış bir gerçeklik içinde rol kapmak “ideal” haline gelmiştir.

Mesela korona örneğinden bakacaksak, biz üzerimize düşeni yapacağız. Burada def-i mazarrat celbi menafiden önce olacak. Bir iş yaparken kendimize, başkalarına, çevreye zarar vermeyeceğiz. “Mazarrat” ve “Menafi” konusunda istişare ve şûra yapacağız. Hak ve adalete dikkat edeceğiz. Görevlendirme yaparken “ehliyet ve liyakat”a dikkat edeceğiz. Bakın, siz bunları yaparken “atı alan Üsküdar’ı geçiyor” olabilir. “At binenin, kılıç kuşananın” derler ya. Siz bunları düşünürken, biri “adamını bulup, işi ayarlamış” olabilir. Torpil, rüşvet, helal-haram gözetmeden o servete ve makama ulaşmış, rakiplerini tasfiye etmiş olabilir. O haram olanı seçmiştir. O dünya metaını istedi ve Allah ona, onu verdi. Ama onun hesabının sorulacağı bir gün var. Siz “kaybettiniz” gibi gözükse de “mana alemi”nde kazanan sizsiniz. Allah’a ve ahiret gününe iman bunu gerektirir.

Hz. Ali ya da Ebu Zer bu anlamda kazananlardan mı idi, kaybedenlerden mi? Hz. Hasan, Hz. Hüseyin savaşa katılmasa idi ölmeyecekler mi idi? Dikkat: şöyle olmasaydı böyle olmazdı / ya da olurdu demek Şeytandandır. Sahi babam kız olsaydı, ben kim olurdum. Bu akıl müfsid bir akıldır. Daha doğrusu akılsızlıktır. Kader geriye dönük sorgulanmaz zira! Bu Şeytandandır! Hayır ya da şer, Allah’ın takdiridir. Olandan gelecek için esbaba dayalı dersler çıkarmak aklın muktezasıdır. Aynı yanlışın tekrarlanmaması gerekir. Bu bir ibret dersidir. Onun için Allah cahil ve zalim, fasık, münkir, münafık, müfsid kişilere ve topluluklara hidayet nasib etmeyecektir. Onların uzun yaşamaları, servet ve makam sahibi olmaları, görünen dünyevi başarıları, rütbeleri, onlara verilen bir ikram değil, Şeytana verilen mühlet gibi, azgınlıklarını artıracakları için daha çok gazaba uğramaları açısından verilen bir imkandır.

Hani derler ya, “sakınan göze çöp batar” diye! “Korkunun ecele faydası” yoktur. Elbette tedbir alacağız, meşru kurallara uyacak, esbaba tevessül edeceğiz.. Bu aklın gereğidir ve Rabbin rızası, hükmü de o yöndedir. Ecel gelmişse, rızgımız kemale ermişse kader de gerçekleşecektir. Ne tedbir alırsanız alın, hüküm saati gelmişse Allah başka bir sebeb halkeder. Eğer tayin edilen zaman gelmemişse, ne yaparsanız yapın o şey gerçekleşmeyecektir. Bir de şu: Din ve devlet büyüklerini İlah ve Rab edinmeyelim. Bu şirktir. Kurtarıcı yok. Herkes için ancak yaptığının karşılığı vardır. Ve de kaybedilen savaşların kahramanları olduğu gibi, kazanılan savaşların hainleri de vardır. Halid b. Velid’i ve onun azil sebebini hatırlayalım. Korku yok, panik yok. Hastalık hastası olmak yok, koronafobi yok. Tedbir var tevekkül var, sabır var, rızayı aramak var. Selâm ve dua ile.

REKLAM ALANI
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.