Site Rengi

DOLAR 8,0951
EURO 9,5704
ALTIN 494,85
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 21°C
Sisli

Camilerde siyaset ve hutbelerin “siyasîleştirilmesi”

Camilerde siyaset ve hutbelerin “siyasîleştirilmesi”
REKLAM ALANI
08.03.2020
A+
A-

Camilerde siyaset ve hutbelerin “siyasîleştirilmesi”

AKP iktidarında her fırsatta dinî hassasiyetleri istismar eden politik salvolara ne yazık ki tam gaz devam ediliyor.

En son İdlib’de verilen şehitler üzerine vaaz ve hutbelerin “politikleştirilmesi”nde açığa çıktığı gibi camilerin siyasete âlet edilmesi cami cemaati ve millet nezdinde büyük tepki çekiyor.

Görünen o ki, medyanın yüzde 95’inde “iktidara ilişik yorumcular”ın çarpıtmaları yetmiyor; partili-partisiz bütün Müslümanların ortak ibadet mekânı camilerde ayrıştıran, dağıtan, tefrika telkin eden tahriklerle Müslümanlar arasında iftirak fitnesi alevlendiriliyor.

ARA REKLAM ALANI

 “DİNİ SİYASETTAŞLARINA HAS GÖSTERMEKLE…

Bilindiği gibi özellikle seçim ve referandum süreçlerinde, camilerde seçim propagandası garabetleri yoğunlaştırıldı. Mesela AKP’li adaylara camilerde duâ edildi, siyasi propaganda yapıldı. Cami avlularında “Tayyibim” başlıklı ilâhi broşörü dağıtıldı. İktidar partisinin genel başkanı olarak seçim çalışmaları için gittiği ilde camiye girişinde Cuma vaazını kesen imam, “Milletin canından çok sevdiği, aziz bildiği Cumhurbaşkanımız camiimize teşrif etmiştir, dua ve hürmet ediyoruz” diye medhiyeler dizdi. (gazeteler, 26.1.19; 5.2.19;16.2.19)

Ama bunlara karşı Diyanet’ten hiçbir uyarı ve açıklama gelmedi, gelmiyor.

İslâm tarihinde ilk kez “dinin siyasallaştırıldığı” Emeviler döneminde camiye sokulan siyaset içerikli vaaz ve hutbelerde baskıyla Hulâfa-i Râşidinin tahkirine benzer şekilde duâda bile âdeta parti toplantısıymış gibi iktidar övülerek muhalefet suçlanıyor.

Bu vaziyet, Bediüzzaman’ın beyânıyla “Siyasetçilik taraftarlığıyla umûmun mâl-i mukaddesi dini, inhisar zihniyetiyle kendi meslektaşlarına (siyasetdaşlarına) daha ziyade has göstermekle, kavi (kuvvetli) bir ekseriyette dine aleyhtarlık meyli uyandırmakla (dini) nazardan düşürüyor.” (Sünûhat, 65-67)

Keza Müslüman bir ülkenin askerlerine toptan “kâfirlik” isnadında bulunuluyor. İktidardakilerin daha düne kadar canciğer “dostluk ve kardeşlik” manzaraları sergiledikleri Müslüman ülkelerin yöneticilerine doğrudan “tekfir”le en ağır hakaretler savruluyor.

Düşülen vartada, “Muhakkak insan çok zâlimdir ve çok cahildir” (İbrâhim Sûresi, 34) âyetinin hükmüyle “şedid (katmerli) bir zulüm”le topyekûn “küffarla cihad yapılıyormuş”casına “Ahmet’in Mehmek’i katlettiği”, Müslümanların birbirine kırdırıldığı vahametler sergileniyor. Müslümanlarla savaşın yanlışlığı uyarısında bulunanlar bile “düşman” addediliyor…

CAMİLER, SİYASETİN ARENASI OLMAMALI

Bundandır ki, Bediüzzaman’ın “Bazı gafiller, hutbenin Türkçe okunmasını istihsan (tercih) ediyorlar ki, halkın bilhassa siyasî ahvâlden (hallerden) haberleri olsun. Halbuki bu gibi ahval-i siyasiye yalandan, hîleden, şeytanî fikirlerden hâli değildir. Hutbe makamı ise, ahkâm-ı İlâhiyenin tebliği için ittihaz (dinen kabul) edilmiş bir makamdır” ikazıyla camilerdeki hutbelerin İlâhî hükümlerin tebliğinin ötesinde günlük “menfi siyaset”le “dinin dahilde (içte Müslümanlara karşı) menfi bir surette istimali”ni şiddetle sakındırmasının isâbeti bir defa daha ortaya çıkıyor. (Mesnevi-i Nuriye, Hubâb, 79)

Diyanet, camilerin siyasî polemiklere âlet edilmesine artık fırsat vermemeli. Toplumu felç edip sosyal patlama raddesine getiren mânevî ve ahlâkî çöküntü felâketine mânevî tedbirler almalı.

Aksi halde camilerin ve Diyanet’in itibarının zedelenmesiyle kalınmaz, camilerde dinin siyaset propagandasında istimaliyle “adüvv-ü dinden (din düşmanından) daha fazla dine zarar verilir.”

REKLAM ALANI
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.