Site Rengi

DOLAR 7,8774
EURO 9,3106
ALTIN 481,66
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 20°C
Sağanak Yağışlı

Risale’i Nur’dan: Küre-i arzdaki boğuşmalara merakla bakmak

Risale’i Nur’dan: Küre-i arzdaki boğuşmalara merakla bakmak
REKLAM ALANI
12.01.2020
A+
A-

Küre-i arzdaki boğuşmalara merakla bakmak

Risale-i Nur’dan
Bu zamanda merakla radyo vasıtasıyla ciddî alâkadarâne küre-i arzdaki boğuşmalara merak edip bakanlar, dikkat edenler, maddî ve manevî pek çok zararları vardır.

Emin’le Feyzi’nin sordukları bir suale Üstaddan aldıkları cevap

Sual: Bize verdiğiniz cevapta diyorsunuz: “Siyasî geniş daireleri merak ile takip eden, küçük daireler içindeki vazifelerinde zarar eder.” Bunun izahını istiyoruz?

ARA REKLAM ALANI

Elcevap: Üstadımız diyor ki: “Evet, bu zamanda merakla radyo vasıtasıyla ciddî alâkadarâne küre-i arzdaki boğuşmalara merak edip bakanlar, dikkat edenler, maddî ve manevî pek çok zararları vardır: Ya aklını dağıtır, manevî bir divane olur; ya kalbini dağıtır, manevî bir dinsiz olur; ya fikrini dağıtır, manevî bir ecnebi olur.

“Evet, ben kendim gördüm. Lüzumsuz bir merakla mütedeyyin iken âmî bir adam, biri de ilme mensubiyeti varken, eskiden beri İslâm düşmanı olan bir kâfirin mağlûbiyetiyle ağlamak derecesinde bir mahzuniyet ve Âl-i Beytten seyyidler cemaatinin bir kâfire karşı mağlûbiyetinden mesruriyetini gördüm. Böyle âmî bir adamın alâkasız bir geniş daire-i siyaset hatırı için böyle kâfir bir düşmanı, mücahid bir seyyide tercih etmek, acaba divaneliğin ve aklı dağıtmaklığın en acîb bir misali değil midir?

“Evet, haricî siyaset memurları ve erkân-ı harpler ve kumandanlara bir derece vazifece münasebeti bulunan siyasetin geniş dairelerine ait mesaili basit fikirli ve idare-i ruhiye ve diniyesine ve şahsiyesine ve beytiyesine ve karyesine ait lüzumlu vazifesini geri bıraktırmakla onları meraklandırıp ruhlarını serseri, akıllarını geveze ve kalplerini de hakaik-ı imaniye ve İslâmiyeye ait zevklerini, şevklerini kırıp havalandırmak ve o kalpleri serseri etmek ve manen öldürmekle dinsizliğe yer ihzar etmek tarzında, kemâl-i merakla onlara göre malâyânî ve lüzumsuz mesail-i siyasiyeyi radyo ile ders verip dinlettirmek, hayat-ı içtimaiye-i İslâmiyeye öyle bir zarardır ki ileride vereceği neticeleri düşündükçe tüyler ürperir.

“Evet, her bir adam vatanıyla, milletle, hükûmetiyle alâ­kadardır. Fakat bu alâkadarlık, muvakkat cereyanlara kapılıp millet ve vatanı ve hükûmetin menfaatini bazı şahısların muvakkat siyasetlerine tâbi etmek, belki aynını telâkki etmek çok yanlış olmakla beraber; o vatanperverlik, milletperverlik hissinden ve vazifesinden herkese düşen vazife bir ise, kendi kalp ve ruhundan idare-i şahsiye ve beytiye ve dîniye ve hakeza çok dairelerden hakikî vazifedar olduğu hizmet ve alâka ve merak on, yirmi, belki yüzdür. Bu ciddî ve lüzumlu bu kadar alâkaların zararına olarak, o bir tek lüzumsuz ve ona göre malâyânî olan siyaset cereyanlarına feda etmek divanelik değil de nedir?”

Üstadımızın bize gayet acele ile verdiği cevabı bu kadar. Biz de o acele ifadeyi acele kaydettik, kusura bakmayınız.

Biz de bütün kuvvetimizle bunu tasdik ediyoruz. Çünkü bunu kendimizde ve gördüğümüz dostlarımızda tecrübelerle müşahede ettik. Hatta çokları meraklarından cemaati, belki de namazı terk eder derecede ifratla, tam namaz vaktinde konuşan radyoyu dinleyip, “mim”siz medeniyetin sefahet ve dalâlet ve İslâma ettiği ihanet cezası olarak mütemadiyen başına gelen tokatlarına ve boğuşmalarına ve geniş siyaset dairelerine alâkadarâne dikkat etmekle ve nefsi zehirli ve başı sarhoş şahıslardan, radyodan ders almak, kudsî ve mühim vazifelerine de tam zarar ediyorlar.

Risale-i Nur Şakirdlerinden Feyzi, Emin (rh)

Kastamonu Lâhikası, mektup no: 29, s. 61

LÛ­GAT­ÇE:

erkân-ı harp: Harp erkânı, askerlik ilminde ihtisas yapmış kimse, kurmay.

küre-i arz: Dünya.

idare-i beytiye: Evini idare etmek.

idare-i karye: Köyünü idare etmek.

idare-i ruhiye ve dîniye: Ruhen ve dinen kendini idare etmek ve korumak.

mesail: Meseleler.

mimsiz medeniyet: Deniyet (alçaklık) manasına gelen kötü medeniyet.

sefahet: Dinen yasak olan zevk ve eğlencelere düşkünlük, sefihlik.

REKLAM ALANI
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.