ABD Başkanı Donald Trump’ın İran’ın Kudüs Gücü Komutanı Kasım Süleymani’nin Irak’ta öldürülmesi emrini vermesiyle başlayan gerilimli süreçte, Ortadoğu’daki çatışmalarda tırmanış yaşanması beklentisinin yanı sıra Bölgesel Kürt Yönetimi’nin bağımsızlık ihtimali de gündeme gelen başlıklar arasında.

ARA REKLAM ALANI

Süleymani’nin ölümüyle birlikte Irak’ta özellikle ABD askeri varlığını hedef alan protestolar ve Irak Meclisi’nin “yabancı askerler ülkeyi terk etmeli” yönündeki kararı gündemde. Öte yandan İran Meclisi ABD’nin tüm komutanları ile Savunma Bakanlığı (Pentagon) yetkililerinş “terörist” ilan etti. Bu tablo içerisinde hem Irak hem de İran’ın komşusu ancak ABD ve NATO müttefikliği çerçevesinde Türkiye’nin nasıl etkileneceği merak konusu.

Şimdiye değin Türkiye’nin yaklaşımı, “diplomasi” ve “sağduyu” çağrısı yönünde oldu. Ancak ABD’nin, İran’ın yanı sıra Irak’a da yaptırımlar uygulayacağının gündeme gelmesi, Türkiye’nin yakınındaki olası sıcak çatışma ihtimaliyle nasıl başa çıkacağı tartışılmaya başlandı.

“Süleymani emri Trump’ın seçim hamlesiydi”

Polis Akademisi öğretim üyesi Dr. Selim Öztürk, Ortadoğu coğrafyasında Irak eksenli ABD-İran hattındaki gerilim ve olası gelişmeler konusunda VOA Türkçe’nin sorularını yanıtladı. Akademisyen Öztürk’e göre, Süleymani’nin öldürülmesi emrini vermek Trump açısından gelecek başkanlık seçimlerinde prestij kazanmak için yapılmış bir hamle. Böylece Trump’ın Irak üzerinde baskısını göstermek istediğini kaydeden Öztürk, ABD- İran gerilimi dolayısıyla Washington yönetimi tarafından Türkiye’ye yeniden önem verilmesi durumu ortaya çıkabileceği görüşünde. Üçünçü Dünya Savaşı ihtimali çok uzak, ütopik gözükmekle birlikte bölgede çatışmalarda tırmanış yaşanacağını söyleyen Öztürk, hali hazırda “bölgesel savaş” yaşandığını belirtti.

“Kürtler’in bağımsızlık ilanına ABD destek verebilir”

Türkiye’nin Musul Başkonsolosluğu görevini yürüttüğü dönemde IŞİD’in esir aldığı ve sonrasında Dışişleri Bakanlığı’ndan ayrılan Bağımsız Ardahan Milletvekili Öztürk Yılmaz da, Irak’ta başlayan gelişmelere ilişkin VOA Türkçe’ye değerlendirmelerde bulundu. ABD’nin Süleymani’yi öldürtmesiyle başlayan gelişmeleri “şok edici” olarak niteleyen Yılmaz, Türkiye açısından rahatsızlık yaratacak şekilde Irak Bölgesel Kürt Yönetimi’nin (IKBY) bu tablo içerisinde yeniden bağımsızlık ilanını gündeme taşıyabileceği senaryosunu ifade etti. IKBY’nin bağımsızlık girişimine bu sefer ABD’den destek alabileceğini kaydeden Yılmaz, hatta ABD’nin Irak-Bağdat yönetimine tepki amacıyla elçiliğini Erbil’e taşıma gibi ileri bir hamle yapabileceği düşüncesinde. Yılmaz, Türkiye’nin olası ambargolardan pek etkilenmeyeceğini ancak bunun bölgedeki petrol kaçakçılığını arttıracağını da dile getirdi.

Uluslararası ilişkiler ve uluslararası güvenlik alanında uzman Dr. Selim Öztürk, Süleymani’nin öldürülmesi konusunda, “İran’ın son dönemde Irak’ta yapmış olduğu hamleler, İran Körfezi’ndeki saldırı hamleleri, ABD Büyükelçiliği’nin Bağdat’ta İran yanlısı gruplar tarafından basılması olayı, Trump’a prestij kaybettirecekti. Trump da tabii seçim öncesi dönemde hiçbir şekilde prestij kaybetmek istemediği için Süleymani gibi bizzat İran devlet görevlisi, askeri üst düzey yetkili olan bir kişiyi suikastle öldürerek cevap vermiş olabilir. Süleymani normalde bir devlet görevlisi olmasına rağmen (Trump) DAEŞ’in lideriyle bir tutarak adlandırıyor, terörist olarak bahsediyor” değerlendirmesini paylaştı.

“ABD Türkiye’ye ihtiyaç duyacak”

Washington – Tahran hattındaki gerilim nedeniyle uzun süredir sıkıntılı Türk-Amerikan ilişkilerinde ise iyileşme yaşanmasına yol açabileceğini görüşündeki Öztürk, çatışma sürecinde ABD’nin Türkiye’ye ihtiyaç duyacağını söyledi. Öztürk, “ABD’nin Türkiye’ye daha fazla ihtiyaç duyması demek Suriye’de YPG meselesinde Türkiye’nin elinin güçlenmesini sağlayabilir. Aynı zamanda Libya’da uluslararası bir pazarlık dönecekse Türkiye’nin ABD tarafından desteklenmesi anlamına gelebilir. Irak Parlamentosu ise yabancı askerlerin ülkeden çıkarılması kararını aldı. Bölgede iki yabancı asker birliği var aslında biri ABD askerleri DAEŞ’le (IŞİD) mücadele çerçevesinde duruyor. Bir de Türkiye’nin askerleri var. Fakat ABD’nin ülkeden çıkması durumunda kullanabileceği alan Türkiye yani İncirlik Üssü olacak. Çünkü Kuveyt’ten ya da Katar’daki üslerinden herşeyi ayarlayabilmesi ya da operasyon yapabilmesi mümkün olmayacak. Türkiye’den talep etmek zorunda kalacak. Bu da keza Amerikan Kongresi’nde Türkiye’ye yönelik yaptırımlar meselesinde Türkiye’nin elini güçlendirecek bir sürece evrilebilecektir” dedi.

Ortadoğu’da hali hazırda 2011’deki Arap Baharı sürecinden bugüne “bölgesel savaş” yaşandığını da söyleyen Öztürk, “Bu demokratik hareketler Ortadoğu’ya çok ağır gelmiş durumda. Ve 2011-12’de Suriye İç Savaşı’ndan itibaren bölgesel savaş sürecine girildiğini görüyoruz. Yemen’de olsun, Irak’ta olsun, Suriye’de olsun, DAEŞ’in ortaya çıkışı. Bölgesel bir savaşa sürükleniyor muyuz aslında çok da doğru bir soru değil çünkü zaten bölgesel savaşın içerisindeyiz” diye anlattı.

“Rusya arabuluculuğa soyunabilir”

İran’ın hedef alındığı mevcut durumda Rusya’nın görece sessiz kaldığını da söyleyen Öztürk, ABD-İran eksenindeki gelişmeler bakımından “Rusya gördüğümüz itibarıyla sessizlik içerisinde. Bu sessizlik aslında arabuluculuk rolüne soyunma sessizliğidir bir yerde. ABD ile İran arasında gerilim çok fazla tırmandığında ha keza İsrail ile İran arasındaki gerilim tırmanmaya yönelirse çünkü İran ABD’ye karşı bir hamle yapamayıp İsrail’e karşı bir hamle yapmak isteyebilir. Rusya arabuluculuk rolüne soyunabilir” diye konuştu.

“IKBY’nin bağımsızlığı gündeme gelebilir ve petrol kaçakçlığı artar”

Emekli diplomat Öztürk Yılmaz ise, ABD’nin İran ve Irak’la yaşadığı gerilim nedeniyle Türkiye açısından olumsuz olarak nitelendirilebilecek gelişmeler yaşanabileceği görüşünde. Irak’taki Bağdat yönetimiyle anlaşmazlık arttıkça ABD’nin Erbil yönetimiyle yakınlaşabileceğini vurgulayan Yılmaz, ABD’nin Irak’a ambargolar uygulama kararı alabileceğini ve bu süreçte elçiliğini Erbil’e taşıma gibi bir hamlede yapabileceğini söyledi. Yılmaz, “(ABD) Tel Aviv’deki büyükelçiliğini Kudüs’e taşıdığı gibi Erbil’e taşıyıp Bölgesel Kürt Yönetimi’ni belki bağımsız kılacak. Ve İran’a dönük, İran’ın nükleer tesislerine yönelik belki de saldırı düzenleyecek. İran’ın hem rejimini çökertmek hem de elindeki nükleer kapasiteyi yok etmek isteyecektir. Şimdi bu yaşanabilecek gelişmelerdir. Önceden bunlar senaryo olarak çizilebilirdi ama gelinen nokta itibarıyla senaryolar bile yetmiyor artık gelişen olayları tarif etmeye” dedi.

“Türkiye tarafsız kalmalı”

Türkiye’nin bu gelişmelerde tarafsız kalması gerektiğini düşündüğünü de söyleyen Yılmaz, Türkiye’nin Irak’taki askeri gücü içinse şu anda güvenlik riski bulunmadığını ifade ederken, “Herhangi bir güvenlik riski yok ama bu bir saat sonra olmayacağı anlamına gelmiyor” dedi.

Irak’a ABD’nin silah, petrol gibi ambargolar uygulaması ihtimalinde Türkiye’nin nasıl etkileneceğini de sorduğumuz Yılmaz, “Zaten İran’a dönük petrol ambargosu var Türkiye petrolünün yüzde 32’sini, ham petrolünü İran’dan alıyordu. Ambargo Türkiye’yi etkiledi. Şimdi Irak’tan yaklaşık bir milyon varil Türkiye’nin petrol tüketimi var. Eğer Irak’a da uygulanırsa petrol fiyatları dünyada tavan yapacak. Ve kaçak petrolle iş gidecek. O zaman Türkiye de bir alternatif kaynak bulmalı. Bu bir şekilde kaçakçılığı tetikleyecek. Irak’a bugün İran nasıl kaçak petrol satıyorsa, nasıl ki Barzani kaçak petrol satıyorsa, nasıl ki Libya’dakiler kaçak petrol satıyorsa kaçak petrolün önünü açacaktır Irak’a ambargo uygulanması” diye konuştu.