Site Rengi

GÜNCEL
Adana’da DEAŞ operasyonu: 2 tutuklama
Yunus Emre ve Dante anılıyor
KKTC’de Kur’an kursları laikliğe aykırı diye kapatıldı
Bediüzzaman’ı gören son Şahitlerden Mustafa Cengiz ve hanımı vefat etti İnna lillahi ve inna ileyhi raciun
Türkiye’ye hafta sonu toz yağacak: Bereket!
3 yaşındaki oğlunu Dicle Nehri’ne attı!
Batman’da STK’ların etkinliklerine yasaklama!
Şehirden köye göç edenlere büyük teşvik! Vergiden muaf olacaklar
Erdoğan Kıbrıs’ta Kur’an Kurslarının yasaklanmasıyla ilgili konuştu
Bir tepki de Ümit Karan’dan: Maç saatleri iftara göre ayarlansın
AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik’ten KKTC’de ‘Kur’an kursu’ kararına tepki
MSB: Irak’ın kuzeyinde 3 PKK’lı terörist etkisiz hale getirildi
Elazığ’da 3.6 büyüklüğünde deprem
Cumhurbaşkanı Erdoğan, NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg ile görüştü
Sedat Peker operasyonunda ele geçirilen silahlar sergilendi
ABD’de FedEx tesisine silahlı saldırı: 9 ölü
Alparslan Hoca’dan Cumhurbaşkanına sert eleştiri: Fakirlerle iftar etmesi oy avcılığından başka bir şey değil!
ABD Afganistan’da 20 yılda insani yıkıma yol açtı
Çanakkale’de kargo gemisi karaya oturdu
Mukabele 3. Cüz
Bugün iftarda ne yesek? İşte üçüncü günün iftar menüsü!
128 milyar dolar nerede pankartı Meclis’in camına asıldı
Nagehan Alçı: Nihayet gökyüzünü görebilecek Ahmet Altan
Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu, “Kısa çalışma ödeneğinin yeniden başlatılması gerekiyor” dedi.
Hırvatistan’da yerel seçim 16 Mayıs’ta yapılacak
DOLAR
EURO
ALTIN
BIST
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 13°C
Sağanak Yağışlı

ŞİDDET, UYGULADIĞINIZ BATIL NİZAMIN ESERİDİR

ŞİDDET, UYGULADIĞINIZ BATIL NİZAMIN ESERİDİR
REKLAM ALANI
26.11.2019
76
A+
A-

Köklü Değişim Medya

Emine Erdoğan, kadına yönelik şiddetin önlenmesi içerikli konuşmasında, şiddetin artmadığını, bunun bir algı olduğunu ifade ederek İstanbul Sözleşmesi kapsamında çıkarılan batıl kanunların haklılığını savundu. İslam nizamını bir tavsiyeden ibaret gören Erdoğan, şiddeti artıran ve toplumu ifsad eden Batı’dan ithal kanunları da övdü.

ARA REKLAM ALANI

“Toplumda  Kadına Yönelik Şiddetin Hızla Arttığına Dair Bir Algı Var”

Resmi kurumların açıkladığı istatistik çalışmalarına göre Avrupa’dan ithal İstanbul Sözleşmesi’nin imzalanması ve uyumlu yasaların çıkarılmasından sonra şiddetin katlanarak çoğaldığı bir hakikat. Şiddetin, uygulanan Batıl nizamın eseri olduğu görüldüğü halde, yöneticiler bozuk düzeni savunmaya ve bahaneler üretmeye devam ediyor.

Avrupa Birliği (AB) Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikaları Yüksek Temsilcisi Federica Mogherini, dün yaptığı açıklamada, kıta genelinde her üç kadından birinin fiziksel ya da cinsel şiddete maruz kaldığını söyledi. Avrupa bu konuda çaresizliğe düştüğünü itiraf ederken, Türkiye hala Avrupa’dan ithal İstanbul Sözleşmesi ve uyum yasaları ile kadına şiddeti durduracağını umuyor ve savunuyor.

Bu hususta değerlendirmelerde bulunan Emine Erdoğan, kadına yönelik şiddetle mücadele için yeni eylem planını açıkladı. “Toplumda  kadına yönelik şiddetin hızla arttığına dair bir algı var” diyen Emine Erdoğan, “Bu algı bizi kolektif olarak büyük bir karamsarlığa sürüklüyor. Elbette rakamlar ortada fakat bu rakamlar eskiden sessizliğe gömülen hadiselerin artık görünür olduğu şeklinde de okunmalıdır. Bugün kadınlar haklarını arayabiliyor” ifadeleriyle şiddetin artmadığını sadece görünür olduğunu iddia etti.

Emine Erdoğan, “İnsanlığın zehirleyen bu habis uru kökünden kurutmak için canla başla  mücadele etmeliyiz. BM’nin hazırladığı rapora göre dünyada her gün 137 kadın eşi ya da bir yakını tarafından öldürülüyor. 2017 yılında dünyada kasten öldürülen kadın sayısı 87 bindi. Bu kadınların 30 bini eşinin ya da bir yakınının saldırısı sonucu yaşamını yitirdi. Ülkemizde maalesef vicdanlarımıza hançer gibi saplanan, bizi insanlığımızdan utandıran elim vakalar yaşandı” dedi.

Emine Erdoğan, “Polis Akademisi Başkanlığı’nın raporuna göre 2016 yılında 301, 2017 yılında 350, 2018 yılında ise 281 kadının yaşam hakkı elinden alındı. Kadına yönelik şiddet tüm dünyada yaşanan küresel bir sorundur. Belli bir coğrafyası, dili, dini ya da ırkı yoktur. Gelişmiş olduğu düşünülen ülkelerde dahi şiddet ve cinsel saldırılar gündelik bir pratik haline gelmiştir. Tek bir kadının dahi öldürülmesi insanlığı haince sırtından bıçaklamaktır. Unutmayalım her bir can alındığında güneş öğle vakti batıyor, yıldızlar asılı oldukları yerlerden birer birer düşüyorlar. Dünya her seferinde birer birer karanlığa gömülüyor” ifadeleriyle konuşmasına devam etti.

Avrupa’dan finanse edilen ve kadının çalışma ortamına çekilip ailesinden uzaklaşmasını, nihayetinde ailenin dağılmasını hedefleyen karşılıksız maddi yardımlar, hala Türkiye’nin gündeminde. Türkiye’de işsiz sayısı 5 milyona yaklaşmışken, kadınların iş hayatına atılarak ekonomik şiddetten kurtulabileceğini ima eden Emine Erdoğan, ayrıca psikolojik ve ekonomik şiddetle de mücadele edileceğini belirterek evlerdeki sorunlara müdahil olunacağını şöyle beyan etti:

Kadına yönelik şiddeti sadece fiziksel değil, ekonomik ve psikolojik yönleriyle de ele almalıyız. Hukuki düzenlemelerden, kültürel normların yorumlanmasına kadar her alanda yapılması gereken çok şey var. Her şeyden önce kadına yönelik şiddetin eşler arası ya da aile arasındaki mahrem alan kavramıyla meşrulaştırılmasının önüne geçmeliyiz. Mahrem alan, şiddetin uygulanmasına zemin olduğu anda insan hakları ihlali başlamış demektir. Böylesi bir durumda mahremiyet ortadan kalkar, söz konusu şiddetse kol kırıldığında yen içinde kalamaz” dedi.

“Başkasının Ahlakından Sorumlu Olmak Kimsenin Görev Tanımı Değildir”

Emine Erdoğan’ın en dikkat çeken açıklamalarından biri de cinayetlerin çoğunun kıskançlık ve namus yüzünden işlendiğini, yani ahlakla ilişkilendirildiğini, kimsenin başkasının ahlakından sorumlu olmadığını ifade etmesiydi. Emine Erdoğan’ın kadının korunması gereken bir namus olduğunu, gayrı meşru göstermek için cinayetleri öne sürdüğü feminist ifadeleri şu şekilde:

Sıfatları ne olursa olsun insanlar hiçbir şekilde birbirlerinin sahipleri olamazlar. Erkekler kadınları mülk edinemezler, üstünlük iddia edemezler. Kimsenin bir başkasının bedensel ve ruhsal bütünlüğünü zedeleyici eylemler gerçekleştirmeye hakkı yoktur. Kadın cinayetleri haberlerine dönüp baktığımızda faillerin kıskançlık, namus, boşanmayı istememe gibi nedenler sıraladığını görüyoruz. Özellikle ahlakla ilişkilendirilmiş sebepler başı çekiyor. Unutmayalım ki ahlak insani bir fazilettir. Cinsiyetten bağımsızdır. Başkasının ahlakından sorumlu olmak kimsenin görev tanımı değildir

Tüm bu yanlışlar biyolojik bir cinsiyet olan erkek olma halini adeta bir erkeklik ideolojisine çeviriyor. Şiddet ve kaba kuvvet erkek olmanın unsurlarından biri olarak görülüyor. Halbuki erkek ya da kadın herkes insan olmak için doğar. Kadınların etrafına çevrilen çembere çeşitli meşrulaştırmalar aransa da bunların içinde en hazin olanı dinin kaynak olarak gösterilmesidir. Kuranı Kerim erkeklere değil tüm insanlığa indirilmiş bir kitaptır. Ahiret gününde her kul bir birey olarak kendi amel defteri ile baş başa kalacaktır. Kimsenin cinsiyeti hafifletici bir sebep olarak görünemeyecektir.

İslam’ın eşler arasındaki ilişkiyi ve aile hayatını düzenleyici tavsiyelerinin en doğru şekilde anlatılmalı” fikrini öne sürüp, İslam’ın kanunlarına tavsiye diyerek Batı’dan ithal kanunları savunan Emine Erdoğan çelişkilerle dolu konuşmasına şöyle devam etti:

Tek bir insanın öldürülmesini, tüm insanlığın öldürülmesi ile bir tutan İslam dininin kadın katliamlarının ve şiddetin kaynağı olarak işaret edilmesine asla tahammül gösteremeyiz. Bu noktada İslam’ın eşler arasındaki ilişkiyi ve aile hayatını düzenleyici tavsiyelerinin en doğru şekilde anlatılmasının çok doğru olduğunu düşünüyorum. İslam kadın ve erkeği birbirine yol arkadaşı kılar. Eşleri bir arada tutan muhabbettir. Tıpkı Peygamberimiz ve eşi Hatice gibi. Aynı şekilde kadınlara yönelik çağ dışı gelenekler medeniyet bakiyemizin lekelenmesi için araç haline getirilmeye çalışılmaktadır.

Dünyanın hiçbir yerinde rastlanmayacak derecede latif olan edep ve adab-ı muaşeret mirasımızı yeniden hayatlarımızın merkezi haline getirmeliyiz. Edep ve adabın hem kadın hem de erkek için gerekli olduğunu asla unutmamalıyız.

Önce İslam’ın Kanunlarına Tavsiye Dedi, Sonra Batıdan İthal 6284 Nolu Kanunu Övdü

İslam nizamının dünya hayatında ancak bir tavsiyeden ibaret gören Emine Erdoğan, şiddeti artıran ve toplumu ifsad eden Batı’dan ithal kanunları savunmayı sürdürdüğü konuşmasını şöyle sonlandırdı:

“Toplumda  kadına yönelik şiddetin hızla arttığına dair bir algı var. Bu algı bizi kolektif olarak büyük bir karamsarlığa sürüklüyor. Elbette rakamlar ortada fakat bu rakamlar eskiden sessizliğe gömülen hadiselerin artık görünür olduğu şeklinde de okunmalıdır. Bugün kadınlar haklarını arayabiliyor. Kendilerine yönelik işlenen suçları utanıp gizlemiyorlar. Devletimizin ilgili kurumlarına başvurarak hak arama mücadelelerini sürdürüyorlar. Eskiden ölümle burun buruna gelen kadınlar dahi şiddet gördüğünü belgelemek için kurum kurum dolaşmak durumunda kalıyordu. Oysa 6284 sayılı kanun ile sadece şikâyetle dahi uzaklaştırma kararı aldırarak kendilerini ilk anda koruyabiliyorlar.

Bu kesin çözüm olmamakla beraber akut bir tedbirdir. Mal varlığına dahi tedbir konabilirken can söz konusu olduğunda hiçbir şey elbette riske edilemez. Öte yandan birçok sivil toplum kuruluşumuz şiddete maruz kalan kadınlarımızla bu yolu el ele yürüyorlar. Toplumun her katmanında büyük bir hassasiyet var. Umuyorum ki bir gün gelecek ve hiçbir kadın korku terörü altında bir hayat sürmeyecek. O gün gelene kadar mücadelemizi sürdürmeli ve adımları atmalıyız.

Lütfen bu noktada medya dilinin ne kadar önemli olduğunu göz arda etmeyelim. İnsanların pasif olarak kaldıkları imajlar maalesef ki farkında olmasalar da davranışlarını etki altına alıyor. Filmlerde, dizilerde töre cinayetleri kadınlara yönelik fiziksel psikolojik ve cinsel şiddet gibi eylemleri gerçekleştiren karakterlerin evcilleştirildiğine şahit oluyoruz. O nedenle TV, sinema sektöründeki kişilerin ellerindeki gücün sorumluluğun üzerine çok iyi düşünmeleri gerekiyor. Buradan anne ve babalara da seslenmek istiyorum.Çocuklarınızı yetiştirirken cinsiyetlerine mahsus imtiyazları olduğu fikrine kapılmalarına müsaade etmeyin. Çocuklarımızın büyümelerinin nihai noktaları insan olmaktır. 

Yıl 2000 olduğunda başka bir yüzyıla adım atmamızın büyük bir sevincini yaşamıştık. Fakat bugün görüyoruz ki yeni yüzyılın inşasında bazı alanlarda doğru tohumları ekmemişiz. Hepimizin en büyük vazifesi medeniyeti geleceğe taşıyacak köprüler kurmaktır. Kadınların güçlü, eğitimli ve güvende olduğu toplumlar kendilerini geleceğe taşıyabileceklerdir.

Bırakın kadınların bir damla kanının dökülmesine bir damla gözyaşının dökülmesine tahammülümüz yoktur

REKLAM ALANI
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.